Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/9893 E. 2012/12635 K. 13.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9893
KARAR NO : 2012/12635
KARAR TARİHİ : 13.11.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi ile davacı … ve arkadaşları vekili Avukat Esin Yamaç tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü, … Yanı mevkii, 232 ada 1 parsel sayılı 3847,47 m2 yüzölçümündeki parsel ile 232 ada 61 parsel sayılı yüzölçümü belirlenmeyen taşınmaz, dava dışı 2 ilâ 13 ve 62 ilâ 65 sayılı parsellerin bir bütün olarak …’in zilyetliğindeyse de 1990 yılında …’a sattığı ve halen onun zilyetliğinde olduğu, 1 parselden ayrılan 61 sayılı parselin karayolu kamulaştırma sahası içinde kaldığı, parsellerin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/80 esasında dava konusu olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/80 esasına kayıtlı dava dosyasında davacı … tarafından, … Köyü tüzel kişiliği, Hazine, … ve Orman Yönetimi aleyhine … Köyünde bulunan ve dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın Medenî Yasanın 639. maddesi (Yeni Medenî Kanunun 713. maddesi) gereğince adına tescili istemiyle açılan dava ile, … ve arkadaşları tarafından davalı … Yönetimi, Hazine ve köy tüzel kişiliği ile … taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63, 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları davalar birleştirildikten sonra, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2009 gün ve 2009/107 – 67 sayılı, … nin davasının açılmamış sayılmasına, çekişmeli taşınmazlar hakkında kadastro tesbit tutanağı düzenlendiğinden diğer davalarda görevsizliğe ilişkin kararı ile davalar kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece çekişmeli 232 ada 61 parsel yönünden davanın tamamen KABULÜNE, çekişmeli 232 ada 1 sayılı parsel yönünden kısmen KABULÜNE, diğer davacıların davasının REDDİNE, 232 ada 61 parselin tesbit gibi davacı … adına tapuya tesciline, çekişmeli 232 ada 1 sayılı parselin (A ) ile gösterilen 2068,52 m2 yüzölçümüyle … adına tapuya tesciline, 232 ada 1 parselin krokisinde (B) ile gösterilen 826,57 m2 bölümünün yeni bir parsel numarası ile … adına tapuya tesciline, 232 ada 1 sayılı parselin krokisinde (C) ile gösterilen 293,88 m2 bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, (D) ile gösterilen 658,11 m2 bölümünün dere yatağı olarak bırakılmasına, çekişmeli taşınmazın tesbit tutanağı düzenlenmeyen bölümlerine ilişkin dava yönünden görevsizliğe, bu bölümün haritasında dere yatağı olarak gösterilerek tapulama dışı bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ve Orman Yönetimi ile davacı … ve arkadaşları vekili Avukat … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ilâ 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilerek, dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 2896 ve 3302 sayılı yasalarla değişik 2/B uygulaması vardır.
… Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028-926 sayılı veraset ilâmından, davacılardan …’nin 14.10.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak geride eşi Hazzı kızı 1941 doğumlu …ile çocukları … ve …’ın kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, …’nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, …’nin öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 73. maddesinde kanunun gösterdiği istisnalar dışında hâkimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceğini öngörmüştür. Buna göre mahkemece, davacı …’nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilip, kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde, iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır,
Öte yandan, H.M.K. 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince tarafların, dava ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sona ermektedir. 1086 sayılı Hukuk Yargılamaları Usûl Yasasının 41 ve 6100 sayılı HMK nın 55. maddeleri gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde, diğer tarafın istemiyle, hâkim davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece resen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece resen gözetilmesi gereklidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukukî Dinlenilme Hakkı” gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke omayıp, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan …’nin öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının yatıranlara iadesine 13.11.2012 günü oy birliği ile karar verildi.