Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/15988 E. 2011/2327 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15988
KARAR NO : 2011/2327
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda bulunan kullanım durumuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Didim İlçesi … Köyü …. Deresi mevkii 101 ada 371 parsel sayılı taşınmaz, 3402 Sayılı Yasaya 5831 Sayılı Yasayla eklenen ek 4 maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında tarla niteliğiyle, beyanlar hanesinde … ‘in kullanımında olduğu belirtilerek hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, 05.08.2010 havale tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmazın … mirasçılarının kullanımında olduğundan beyanlar hanesindeki şerhin iptali ile … Karababa mirasçılarının kullanımında olduğunun şerh verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda bulunan kullanım durumuna itiraza ilişkindir.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, tutanağın beyanlar hanesinde adına zilyetlik şerhi verilen kişi tarafından beyanlar hanesindeki adının düzeltilmesi talebi ile açılan kullanım kadastro tespitine itiraz davası niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin tespit maliki olan hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı, dava dilekçesinde tapu kadastro müdürlüğünü taraf göstererek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin tapu kadastro müdürlüğü değil Hazine olduğu belirgin olup yargılama sırasında tapu kadastro müdürlüğü Hazine vekili tarafından temsil edilmiş bulunmaktadır ve ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunduğundan bu durumun mahkemece resen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı yana olanak sağlanması gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı).
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 08/03/2011 günü oybirliği ile karar verildi.