YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1876
KARAR NO : 2011/4915
KARAR TARİHİ : 25.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine … köyü 954 parselin 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Tapu sicil müdürlüğü 10.8 2006 tarihli yazısı ile 954 parselin yenileme sonucunda 129 ada 961 parsel numarasını aldığını bildirmiş olup 129 ada 961 parsel sayılı taşınmaz narenciye bahçesi niteliği ile 55395 m2 olarak davalı adına tapuda kayıtlıdır ve 459 parselin ifrazi ile oluştuğu anlaşılmaktadır. … köyü 459 parsel sayılı taşınmaz yörede 1953 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 96500 m2 yüzölçümü ile K. Evvel 929 tarih 74 ve T. Sani 931 tarih 18 sırada kayıtlı tapu kayıtlarına dayanılarak …. adına tespit edilmiş ve tutanak itirazsız kesinleşmiştir. Mahkemece 5841 sayılı yasa ile 3402 sayılı Yasanın 12. maddesine eklenen 3. madde gereğince 10 yıllık süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapusunun iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1947 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidi ile 09.07.1993 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması ile 1952 yılında yapılan maki tefrik çalışmaları bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; tapu sicil müdürlüğünce 954 parselin yenileme sonucunda 129 ada 961 parsel olduğu bildirildiği halde yenileme öncesi tapu kaydı ile yenilemeye ilişkin kadastro tespit tutanakları getirtilmediği gibi yörede arazi kadastrosundan önce 1947 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu bulunduğu anlaşıldığı halde taşınmazın orman sınırları içinde kalan yerlerden olup olmadığı hususunda herhanği bir araştırma yapılmamış ve 09.07.1993 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması sırasında orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı, 1952 yılında yapılan maki tefrik çalışmaları sırasında makiye ayrılıp ayrılmadığı araştırılmamıştır.
Mahkemece öncelikle 954 parsele ait tapu kaydı ile 129 ada 961 parsele ait yenileme tutanakları getirildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından,
Varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek taşınmazın durumu saptanmalıdır.
Taşınmazın 1947 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içinde orman alanı iken yörede 1952 yılında yapılan maki tefrik çalışmaları sırasında makiye ayrılan yerlerden olduğunun saptanması halinde 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1/e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği benimsenmiş olduğundan ( sözü edilen kararda öngörülen Özel Yasalar 2510 Sayılı İskan, 4753 Sayılı Çiftçiyi Topraklandırma, 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ile 5658 Sayılı Orman Yasasına ek Yasalardır.) gerek Hukuk Genel Kurulunun gerekse ilgili Yargıtay Dairelerinin kararlıkla sürdürdükleri içtihatlarına göre, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan her türlü kayıt ve belgeler ile mahkeme ilamları yasal değerlerini yitireceği ve makiye ayrılan yerlerle özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulardan başka tapulara değer verilemeyeceği (HGK 27.02.2002/1-19 E.-97 K.) dikkate alınmalı, dayanak tapu kayıtlarının 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında sayılan tapu kayıtları kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği araştırılmalı; eğer bu şekilde oluşan ve22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında sayılan tapu kayıtları mevcut ise tapu kayının miktarı ile geçerli olacağı düşünülmeli, kaydın uygulama sonucu çekişmeli taşınmazı kapsadığı belirlendiği takdirde ise Hazinenin davasının reddine karar verilmelidir.
22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında sayılan geçerli bir tapu kaydı yok ise; uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve daha sonra yörede 09.07.1993 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması sırasında hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığının tespit edilmesi halında, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği,
somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan
tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan kısmın tapu kaydının iptali ile 2/B ile orman sınırları dışına çıkarıldığı şerh verilerek hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 25.04.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.