YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2631
KARAR NO : 2011/6551
KARAR TARİHİ : 30.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … köyü 219 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu ve yörede ilk kez yapılan 13/05/2008 – 13/11/2008 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında 43563,083 m² yüzölçümlü bölümünün orman kadastro komisyonu tarafından 2/B uygulaması ile orman alanı dışına çıkarıldığından, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yörede arazi kadastrosunun kesinleştiği 12/11/1985 tarihinden, davanın açıldığı 19/03/2010 tarihine kadar, 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunduğundan ve 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince bu hüküm devlet ve kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın herkese uygulanacağından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Yasaya göre 2005 yılında yapılıp 13.05.2008 – 13.11.2008 tarihleri arasında askı ilanı yapılarak 14.11.2008 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması ile 12.11.1985 tarihinde yapılıp kesinleşen genel arazi kadastro çalışması bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinde, aynı taşınmaz hakkında Orman Yönetiminin, … ve Orman Bakanlığı aleyhine açtığı 2/B madde uygulamasına itiraz davasının Kadastro Mahkemesinin 07.08.2009 gün 2008/29-24 sayılı kararı ile ret edildiği, ancak; Dairenin 23.03.2010 gün 2009/19522-3734 sayılı kararı ile “…öncelikle, komşu 218 parsel hakkında orman kadastrosuna ilişkin bir dava olup olmadığı araştırılarak var ise bağlantı nedeniyle birleştirildikten sonra, keşifte dinlenen uzman orman bilirkişisi … ile fen bilirkişisi … …’den müşterek ek rapor alınarak, 6831 sayılı Yasanın 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağı ve yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Yasanın 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceği gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkinlik, verimlilik ve kararlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal
olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiği ya da etmediği incelenerek tartışılarak, davaya konu taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığı açıklattırılmalı ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulduğu ve mahkemenin 2010/52 esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. O halde; mahkemece, kadastro mahkemesinde görülen davanın sonucu görülmekte olan bu davanın sonucunu etkileyeceğinden, kadastro mahkemesinde görülen davanın sonucunun beklenmesi zorunludur. O davada dava konusu yerin nitelik kaybetmediği ve orman sayılan yer olduğunun kabul edilmesi halinde, taşınmazın orman kadastro sınırları içinde kalma olgusu kesinleşecek ve Orman Yönetimince, kadastrodan sonraki nedenlere dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil davasının esası incelenip sonuçlandıracaktır.
Kadastro Mahkemesinde Orman Yönetimi ile davalı gerçek kişi arasında görülen dava, taşınmazın orman olup olmadığı konusunda değil, orman niteliğini yitirip yitirmediğine ilişkindir. Başka bir anlatımla, 219 sayılı parselin 2/B madde uygulanmasına konu olan bölüm ile kalan bölümünün yani tamamının öncesinin orman olduğu, yörede 2005 yılında yapılan orman kadastro işlemi sonucunda davalı yönünden kesinleşmiş ve o tarihte taşınmaz kamu malı niteliğini kazanıp mülkiyet hakkı Hazineye geçmiştir. Ancak; Kadastro Mahkemesinin 2010/52 sayılı dosyası Orman Yönetimi lehine sonuçlanırsa 219 sayılı parselin tamamı yeniden orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam edecektir. Bu durumda, temyize konu davada mahkemece verilecek karar yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksalaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olacaktır. Çünkü; 6831 sayılı Orman Yasasının 7. maddesindeki “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavram içine daha önce arazi kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazların girdiğinin kabulü gerekir) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tespiti, orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince 2005 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasının iptali için 6831 sayılı Yasanın 11/1.maddesinde öngörülen altı aylık hak düşürücü sürenin davalı gerçek kişi yönünden geçtiği; davacı, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümleri uygulanamaz. O halde, kadastro mahkemesinin 2010/52 sayılı dava dosyasının sonucu beklenilerek işin esasının incelenip karara bağlanması gerekirken mahkemece yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.