Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/16611 E. 2011/2481 K. 10.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16611
KARAR NO : 2011/2481
KARAR TARİHİ : 10.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil, el atmanın önlenmesi ve şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine 03.03.2008 tarihli dilekçesiyle … köyü … mevkii 29 sayılı parselin 193,85 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi onamasından sonra kesinlemiş, Sulh Hukuk Mahkemesince, davalılardan …’ın dava tarihinden önce öldüğü, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, sonradan mirasçıları dahil edilek suretiyle davaya devam edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline, el atmanın önlenmesine, tapudaki davalılar yararına olun şerhlerin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 11 Numaralı orman tahdit komisyonunca 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1993 yılında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 10.11.1993 tarihinde ilan edilerek 11.05.1994 tarihinde kesinleşen, aplikasyon ile daha önce sınırlaması yapılmamış ormanlarda 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. 1980 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması bitirilememiştir.
Mahkemece, davalılardan Medeni …’ın dava tarihinden önce öldüğü, ölü kişinin hak ehliyeti bulunmadığından davalı sıfatı da taşıyamayacağı, davayı genişletme yasağı nedeniyle, ölü …’ın mirasçılarının da davaya dahil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmişse de,
Getirtilen tapu kaydına göre çekişmeli parselin paylı olarak … …, …, …, … ve … adına kayıtlı olduğu, davanın Sadece … aleyhine açılmadığı diğer davalılar aleyhine de açıldığı, getirtilen nüfus kaydına göre, dava tarihinden önce 07.10.1998 tarihinde ölen …’ın mirasçıları diğer
davalılar …, … … (…), …, … ve … olduğu başka mirasçısının bulunmadığı, başka bir deyişle, … ile birlikte pay sahibi olan diğer kişilerin aynı zamanda … mirasçısı olduğu anlaşılmaktadır. Dava tek başına ölü … aleyhine açılmayıp, tapuda pay sahibi olan diğer kişiler aleyhine de açıldığından, davalı sıfatının tamamen yok olduğundan söz edilemeyeceği, davanın ölü pay sahibi … mirasçılarına yaygınlaştırılması gerekirse de, … mirasçılarının tapudaki diğer paydaşlar olduğu ve bu kişiler aleyhine zaten dava açıldığına göre taraf teşkili tam olup, davaya taraf edilecek kimse olmadığından, davanın genişletilmesi yasağı ile de karşılaşılmayacağı gözetilerek, davalı sıfatı bulunan ve aleyhlerine dava açılan …, … … (…), …, … ve … aleyhine açılan davaya devamla tarfların delilleri toplanarak iddia ve savunma doğrultusunda araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle, Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 10.03.2011 günü oybirliği ile karar verildi.