YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13754
KARAR NO : 2011/12341
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … ilçesi, … köyü 206 ada 59 parsel sayılı 22713,83 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davacı … Yönetiminin davasının, kısmen kabulüne ve … köyü 206 ada 59 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile krokide (A) ile gösterilen 12497,40 m²’lik bölümün adanın son parsel sayısıyla orman vasfı ile Hazine adına, krokide (B) ile gösterilen 10216,43 m²’lik bölümün ise tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından krokide (B) ile gösterilen bölüme yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritasının uygulanması sonucu çekişmeli 206 ada 59 parselin bilirkişi raporuna ekli krokide (B) ile gösterilen 10216,43 m²’lik bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının davalı yararına oluştuğu gerekçesiyle bu taşınmazlara yönelik davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Bu dosyada dava konusu edilen parsele bitişik yada yakın komşu olan taşınmazlar hakkında mahkemece verilen kararların temyiz incelemesi Dairede daha önce yapılmıştır (Dairenin 2010/11891-11892- 11893 – 3066 – 3068 – 3069 – 3071 – 3073 – 3076 – 3083 – 3087 – 3089 – 3092 – 3093 ve 12103 sayılı dava dosyaları). Bu dosyalarda çekişmeli taşınmazlarda eski tarihli memleket haritasına dayalı olarak orman incelemesi yapan ve hükme dayanak alınan uzman orman bilirkişi … tarafından düzenlenen raporlarda özetle; “1958 tarihli memleket haritası ile 1951-1984 yılı çekimi hava fotoğraflarının incelenmesinde, çekişmeli taşınmaz ve çevresinin eski tarihlerden beri 30-40 cm pulluk derinliğinde sürülüp işlenerek arpa, buğday gibi tahıllar ekilmek suretiyle tarım arazisi olarak kullanıldığı, bazı dosyalarda da üzüm bağı tesis edildiği, yörede çok sayıda üzüm bağlarının bulunduğunun memleket haritalarının lejantlarından anlaşıldığı, taşınmazlar üzerinde yörenin ekonomik yapısına uygun olarak halkın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla emek ve bakımla koruma altında yetişen veya yetiştirilen ve genellikle gölgelik olarak kullanılan, yaprak ve dalından faydalanılan, dağınık vaziyette alana serpili meşe ağaçlarının yer aldığı, … Gölü Serisi Meşcere Haritasında ve Amenajman planında OT (Orman Toprağı) rumuzlarıyla işaretlendiği, arazinin halen terk edilerek nadasa bırakıldığı, bakımsızlıktan üzerinin çayır otları ile kaplandığı, bazı parseller üzerinde bakımsız bağ omcalarının da bulunduğu” açıklandıktan sonra, sonuçta “6831 sayılı Yasanın 1. maddesinin (F) bendine göre dava konusu alanın sahipli ziraat arazisi niteliğinde olması ve tarımsal amaçlı olarak kullanılması nedeniyle ORMAN SAYILMAYAN yerlerden olduğu” bildirilmiş, diğer taraftan, aynı keşifte bilgisine başvurulan ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise; “Taşınmaz içinde serpilmiş şekilde seyrek meşe ve geven olduğu, daha önceden ekildiği, ekilmeyen süre zarfında meşe ağaçlarından istifade edildiği, erozyona uğrayarak tarla yüzeyinin bozulduğu, son yıllarda terk edildiği, içerisindeki meşelerden yararlanmak şeklinde kullanıldığını, halen tarla vasfında kullanılmadığı, üzerindeki meşe ağaçlarından odun ihtiyacı amacıyla sahiplenildiği, tekrar tarla olarak kullanılabileceği” açıklanmıştır. Aynı dosyada bir çok dava dosyasına Orman Bilirkişisi … tarafından hazırlanan raporların bilgisayar çıktılarının aynı bilgileri içerdiği, benzer nitelikte ve kes-yapıştır yöntemiyle düzenlendiği, bu durumun birbirine bitişik olup aynı nedenle dava konusu edilen taşınmazların özellikleri ayrı ayrı değerlendirilerek ve her taşınmaz üzerindeki fiili durumunu, bitki örtüsünü, varsa ağaçların (meyve veya orman ağaçlarının) cinsi, yaşı ve sayısı kapalılık teşkil edip etmediği konularının incelenip tartışılmadığı, bu yönüyle hükme esas alınan raporun soyut nitelikte ve hükme yeterli olmadığı görülmüştür. Ayrıca; raporun eki olan Memleket haritası ile kadastro paftası ölçekleri denkleştirilmek suretiyle birbiri üzerine ablike edilerek uygulama yapılmış isede, rapora ekli memleket haritalarının hangi tarihlere ait olduğu ve basım tarihleri haritalar üzerine işlenmediği gibi, dosyaya Orman Yönetimi tarafından bir örneği konulan memleket haritası ile de benzerlik bulunmamaktadır. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman orman ve ziraat bilirkişi raporları hem birbiriyle ve hemde kendi içerisinde çelişkili olduğu halde, mahkemece bu çelişkiler üzerinde durulup giderilmemiş olduğundan, raporlar çekişmeli taşınmazın öncesinin niteliğini ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici değildir. Birbirleriyle çelişen ve yetersiz raporlara dayanılarak hüküm kurulamaz
O halde; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı ve ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü, ağaçların cinsi, yaşı, sayısı kapalılık oluşturup oluşturulmadığı, baskın özelliğinin ne olduğu ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, meşe ağacı tohumu ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeniyle uzak mesafelerden rüzgar vs. etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesinin mümkün olmadığı düşünülmeli, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilerle örtülü yerlerin 6831 sayılı Yasanın 1/j ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p ve 26/j maddeleri gereğince orman sayılacağı ve yine ormancılık bilimine göre meşe ağaçları ağır tohumlu orman ağacı grubunda olmaları nedeniyle tohumların rüzgar ve diğer doğa olaylarıyla bulundukları yerlerden başka bir yere taşınmasının mümkün olmadığı, daha önce meşe yetişmemiş bir arazi de bu yolla yetişmeyeceği, aslında o yerde bulunan meşe ağaçlarının şu veya bu nedenle tahrip edilmesi sonucu, toprak altında kalan köklerin insan baskısı ortadan kalkınca yeniden filizlenmesi sonucu yeniden ormana dönüşeceği, 6831 sayılı Yasanın 1/F maddesi gereğince bir yerin orman sayılmaması için “orman sınırları içinde ve bitişiğinde tapulu olması, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunması ve tarım arazisi olarak kullanılması” gerektiği somut olayda davalının dayandığı bir tapu kaydı yada herhangi bir tasarruf belgesi bulunmadığından, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki meşe ağaçlarıyla örtülü yerlerin 6831 sayılı Yasanın 1/1. maddesi gereğince orman sayılacağı göz önünde tutulmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile 206 ada 59 parselin bilirkişi rapor ve krokisinde (B) ile gösterilen 10216,43 m²’lik bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 31/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.