Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6386 E. 2011/5959 K. 11.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6386
KARAR NO : 2011/5959
KARAR TARİHİ : 11.05.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastrosu sırasında … ilçesi, … mahallesi 1294 ada 14 parsel sayılı 558,51 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle bahçe niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, taşınmazın fiilen kendi kullanımında olduğunu ve üzerindeki binanın kendisine ait olmasına rağmen, tutanağın beyanlar hanesinde davalı kişi lehine şerh verildiğini belirterek, tutanağın beyanlar hanesinde davalı gerçek kişi lehine olan şerhin iptali ve adına şerh verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davacının davasının kabulüne ve … ilçesi, … Mahallesi 1294 ada 14 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki “İş bu taşınmaz bahçe olarak 15 yıldan beri Muhsin Özgür’ün kullanımındadır” ve “İş bu taşınmaz üzerindeki 1 katlı kargir bina Munsin Özgür’ün kullanımındadır. “ibarelerinin “İş bu taşınmaz bahçe olarak 15 yıldan beri …’ün kullanımındadır” ve “İş bu taşınmaz üzerindeki 1 katlı kargir bina …’ün kullanımındadır.” şeklinde düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Kural olarak; kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin taşınmazın tespit maliki olan Hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı dava dilekçesinde davalı olarak Kadastro Genel Müdürlüğü ve tutanağın beyanlar hanesinde lehine şerh bulunan gerçek kişiye husumeti yönelterek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin Kadastro Genel Müdürlüğü değil Hazine olduğu belirgin olup yargılama sırasında Kadastro Genel Müdürlüğü, Hazine vekili tarafından temsil edilmiş bulunmaktadır ve ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunduğundan bu durumun mahkemece resen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı tarafa olanak sağlanması ve Kadastro Genel Müdürlüğünün davada taraf sıfatı bulunmadığından Kadastro Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı )
Kabule göre ise; tutanağın beyanlar hanesine yönelik açılan dava nedeniyle çekişmeli 1294 ada 14 parselin kadastro tutanağı davalı olarak mahkemeye gönderildiği halde, infazda tereddüt yaratacak şekilde taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tescili yolunda sicil oluşturulmadan sadece beyanlar hanesine yönelik şerh konusunda hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 11/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.