YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6324
KARAR NO : 2011/10238
KARAR TARİHİ : 20.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23/12/2008 gün ve 2008/14321-18353 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları dışında 89 numaralı iç parsel olarak bırakıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; yörede yapılan orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar dosyada bulunmadığı gibi uzman bilirkişi raporunda orman sınır noktalarının açıkça okunabildiği, kadastro paftası ile irtibatlandırılmış bir orman kadastro haritası uygulaması da bulunmadığından rapor denetime elverişli değildir. Bunun yanısıra, davalı …’ün 195 ada 9 parsele ait olduğu iddiasıyla ibraz ettiği Eylül 1951 tarih, 42 numaralı tapu kaydı uygulanmamış, komşu 11, 12, 13 parsellere ait tutanaklar getirtilmemiştir.
O halde; mahkemece öncelikle, 1971 yılında yapılan orman kadastrosuna ait orjinal renkli harita ile işe başlama, işi bitirme, sonuçlandırma, askı ilan tutanakları bulunduğu yerden getirtilmeli, orman kadastrosunun seri usulde mi, yani herhangi bir belde ve köy sınırı esas alınmadan sadece ismi belirlenen (Umadağı serisi) orman bazında mı yapıldığı araştırılmalı, bundan sonra; önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ve fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli; böylesine yapılacak bir inceleme sonucu taşınmazın orman kadastro sınırı dışında kaldığı belirlenirse ve tahdit seri usulünde yapılmışsa serinin dışında kalan yerlerde henüz orman sınırlandırmasının yapıldığından söz edilemeyeceği için bu kez taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu eski tarihli resmi belgelere göre saptanmalı, tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. Sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazlar resmi belgelerde orman sayılan yerlerden değilse, komşu 11, 12, 13 parsellerin tutanakları, varsa dayanağı kayıt ve belgeler, kesinleşmişse tapu kayıtları ile davalı …’ün tutunduğu Eylül 1951 tarih 42 numaralı tapu kaydı ilk geldisinden itibaren tüm gittileri ile getirtilip uygulanmalı, kaydın sahibi lehine olduğu kadar aleyhine de delil olabileceği düşünülmeli, tapu kaydı kapsamında bulunmadığı takdirde çekişmeli taşınmazlarla birlikte yaklaşık 40 dönüm yüzölçümünde bulunan taşınmazların tümünün 6831 sayılı Yasanın 17. maddesine göre orman içi açıklığı olup olmadığı belirlenmeli, bundan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu 187 ada 6 parselin kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline, davacı Hazinenin dava konusu 195 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 9 ve 10 parsellere karşı açtığı davanın ise reddine ve dava konusu taşınmazların tespit gibi davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1971 yılında seri usulde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak inceleme ve işlem yapılmış ise de bozma gereklerine tam olarak uyulmamıştır. Şöyle ki; 23/12/2008 gün ve 2008/14321-18353 sayılı bozma kararında “yapılacak bir inceleme sonucu taşınmazların orman kadastro sınırı dışında kaldığı belirlenirse ve yörede yapılan tahdit seri usulünde yapılmışsa serinin dışında kalan yerlerde henüz orman sınırlandırmasının yapıldığından söz edilemeyeceği için bu kez taşınmazların orman olup olmadığı ve hukuki durumu eski tarihli resmi belgelere göre saptanmalıdır” gereğine değinilmesine rağmen, yörede yapılan orman tahdidinin seri usulle yapıldığı saptandığı halde eski tarihli resmi belgelere göre inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Ayrıca, ziraat bilirkişi raporu, taşınmazların üzerinde ki ağaçların cinsi, sayısı ve yaşı, taşınmazın hangi bölümlerini hangi yoğunlukta kapladıkları ve kapalılık oranı, hakim ağaç türü, aşılı ağaçların kök yaşı ve aşı yaşı detayları hususlarını içermemekte olup yetersizdir.
Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre gereği eksiksiz yerine getirilmelidir. Bu bağlamda mahkemece öncelikle, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi ve bir fen elamanı ile ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesi kapsamında orman içi açıklığı olup olmadığı ve 195 ada 9 parselin tespit maliki …’ün dayandığı Eylül 1951 tarih, 42 numaralı tapu kaydının eski tarihli resmi belgelerde ki nitelendirilmesine göre 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısında hukuki geçerliliğini yitirip yitirmediği değerlendirilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu nedenle, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde yapılacak keşifte zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, taşınmazların değişik bölümlerinden yeterli derinlikten toprak örnekleri alınıp incelenerek, taşınmazların imar ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise tarihi ve ne kadar süreyle ne şekilde zilyet edildiği, bu zilyetliğin taşınmazların ekonomik amacına uygun olup olmadığı, makineli tarıma uygun olup olmadığı, son yıllarda işlenip işlenmediği ve en son hangi yıllarda ekildiği, taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü çevre parseller ile karşılaştırmak ve üzerindeki ağaçlar tek tek sayılmak suretiyle taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların cinsi, sayısı ve yaşı, taşınmazın hangi bölümlerini hangi yoğunlukta kapladıkları ve kapalılık oranı, hakim ağaç türü, aşılı ağaçların kök yaşı ve aşı yaşı detaylı ve teknik ölçülerde saptanmalı, eğimi eğim ölçer klizimetre ve memleket haritasındaki münhaniler yardımıyla teknik olarak ölçülmeli ve bu hususlarda uzman bilirkişilerden bilimsel verileri içeren, yasanın amacına uygun rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20/09/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.