Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/3211 E. 2011/6801 K. 06.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3211
KARAR NO : 2011/6801
KARAR TARİHİ : 06.06.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı T.C.D.D. Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine, … Beldesi 119 ada 4 parsel sayılı 229 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, 2003 yılında imar uygulaması ile tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 1962 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 1987 yılında yapılan ve 25.04.1989 – 25.10.1989 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılıp işlemin kesinleştiğini belirterek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptaline, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1962 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz Devlet Ormanı sınırlarının içinde bırakılmış,1989 yılında yapılan 2/B uygulaması ile de hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış, 2003 yılında yapılan imar uygulaması ile ise davalı adına özel mülk olarak yolsuz olarak tescil edilmiş, daha sonra intikal ile davalı adına tescil edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1962 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 1989 yılında yapılan ve kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 2003 yılında yapılan imar uygulamasında ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırlarının içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile davalı adına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1962 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, daha sonra bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle1989 yılında yapılan Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile davalı adına tescili yapılıp, yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren bu taşınmazda mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023.(E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağından kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak; tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi konulmaması ve beyanlar hanesindeki şerhlerin aynen devamına karar verilmemesi ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan “17.15.- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama giderleri olan 10,00.- TL davetiye, 5,00.- TL müzekkere, 40,00.-TL ek bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 55,00.-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, AAÜT gereğince 500.00.- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlelerinin hükümden kaldırılarak, bunun yerine “6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle, ve hüküm fıkrasındaki “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi vasfı ile Hazine adına tapaya kayıt ve tesciline” kelimeleri kaldırılarak, bunun yerine “arsa niteliğinde hazine adına tapuya tesciline,beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun şerh edilmesine” yazılması suretiyle ve beyanlar hanesindeki “arzın altındaki madenlerin hazineye ait olduğu ve Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticaret şirketlerince iktisap veya sınırlı ayni hak tesis edilemez.” şerhinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 06/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.