Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/10555 E. 2011/10707 K. 28.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10555
KARAR NO : 2011/10707
KARAR TARİHİ : 28.09.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve arkadaşları vekili ile … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 21/12/2009 gün ve 2009/16968-19177 sayılı bozma kararında özetle: “İncelenen dosya kapsamına göre, Hazine tarafından temyize konu davanın 29.09.2003 tarihinde asliye hukuk mahkemesine taşınmazın fiilen eylemli orman olduğundan tapu kaydının iptali istemi ile açıldığı taşınmazın 1970 yılında genel arazi kadastrosu sonucu tapu kaydının oluşturulduğu, bu davanın devamı sırasında 6831 sayılı Yasanın 4999 sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapıldığı ve bu davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza da dönüştüğü tapu iptal ve tescil davasının genel mahkemede 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince orman kadastrosuna itiraz davasının da kadastro mahkemesinde görüleceği nazara alınarak Asliye Hukuk Mahkemesince tapu iptali davası tutularak orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken her iki dava hakkında görevsizlik kararı verilerek dosyası kadastro mahkemesine aktarıldığı, kadastro mahkemesince, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden araştırma yapılmadan davanın 3402 sayılı Yasanın 12. maddesine göre hak düşürücü süreden reddedildiği anlaşılmaktadır. İncelenen dosya kapsamına göre 6831 sayılı Orman Yasasının 7. maddesindeki “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince davaya konu taşınmazın bulunduğu yerle 2005 yılında orman kadastrosu yapıldığı görülmektedir. Sözü edilen yasa maddesinde “Her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır” hükmü karşısında daha önce o yerde arazi kadastrosu yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın tüm taşınmazların ormanlarla müşterek sınırının tayini orman kadastro komisyonlarınca yapılması yasa gereğidir. Somut olayda da; Orman Yönetimi dava konusu parselin eylemli orman olduğu iddiası ile iptal ve tescil isteğiyle asliye hukuk mahkemesinde dava açmış ve davanın devamı sırasında orman kadastrosu yapılarak ilana çıkartılmış olduğundan, asliye hukuk mahkemesindeki tapu iptal ve tescil davası aynı zamanda orman kadastrosunu itiraz davasına da dönüşmüştür. 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince orman kadastrosuna itiraz davasına bakma görevi kadastro mahkemesine, bu davanın sonucuna göre tapu kaydının iptaline ya da iptal edilmemesine karar verme görevi asliye hukuk mahkemesine aittir. Asliye hukuk hahkemesi tapu iptal ve tescil davasını elinde tutarak, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizlik kararı vermesi ve kadastro mahkemesinde görülüp sonuçlandırılarak orman kadastrosuna itiraz davasının kesin sonucunu beklemesi, ondan sonra tapu iptal ve tescil davasını esastan karara bağlaması gerekirken her iki dava yönünden görevsizlik kararı vermiştir. O halde, kadastro mahkemesince yapılacak iş: orman kadastrosuna itiraz davası yönünden davanın esasına girilerek taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını yöntemine göre araştırmak ve toplanacak delilerin sonucuna göre orman kadastrosu davasını esas yönünden karara bağlamak, tapu iptal ve tescil davası yönünden de davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan görevsizliğe karar vermekten ibarettir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan doğruya resen gözetilmesi gerekir.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacının orman kadastrosuna itiraz davasının kabulüne ve dava konusu 125 ada 5 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğiyle sınırlandırılmasına, davacının tapu iptal ve tescil davasının görev yönünden reddine, karar verilmiş hüküm … ve ark vekili ile … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali tescil ve orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılarak 08.06.1990 tarihinde ilan edilip kesinleşen ilk orman kadastrosu ile daha sonra 6831 sayılı Yasanın 4999 sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi hükmü uyarınca evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar hakkında yapılan ve 31.08.2005 tarihinde ilan edilen, ancak temyize konu dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş ise de; mahkeme yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 18/05/2010 tarihli keşifte bilgisine başvurulan orman bilirkişi kurulu 08/06/2010 tarihli raporlarında çekişmeli taşınmazın eğiminin yüzde 10 olduğu, eylemli durum itibariyle çekişmeli taşınmazın güneydoğu – kuzeybatı ekseninde ortadan ikiye ayrıldığı düşünülürse bu eksenin batısında kalan arazilerin kıraç olup, eskiden beri buğday ekilen arazi olduğu, eksinin doğusunda kalan arazilerin ise sulu tarıma müsait olduğu, davalı taşınmaz içerisinde 60-70 yaşlarında ekonomik ömrünü tamamlamış badem ağaçları ile aynı yaşta zeytin, incir ve yenidünya ağaçlarının bulunduğu, sahanın bütünü içinde ortalama 80 yaşlarında sadece bir adet kızılçam ağacı mevcut olduğu, batı ve güney kısımlarında son birkaç yıldır tarım yapılmadığı, 1963 tarihli memleket haritasında ekseriyetle açık alanda kalıp güney kısmının kısmen yeşil renkli alanda kaldığı, 1989 tarihli memleket haritasında da kısmen açık alanda gözüktüğü, ilgili haritalar zeminle birlikte incelenip değerlendirildiğinde Alanya İlçe merkezi, Hasbahçe ve Sugözü mahallelerindeki tarım arazilerinin tamamının yeşil alanda kaldığı bu görünümün taşınmaz üzerindeki meyve ağaçlarından kaynaklandığı belirtilerek taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı bildirilmiştir. 30/09/2010 tarihli bilgisine başvurulan orman bilirkişi kurulu 08/03/2011 tarihli raporlarında, çekişmeli taşınmazın memleket haritasındaki eşyükselti eğrilerine göre ortalama eğiminin yüzde 26,5 olduğu, taşınmazın kısmen eski tarım alanı ve hali arazi olarak gözlemlendiği, kısmen melengiç, keçi boynuzu, pırnal meşesi, ceviz ahududu, kuşburnu, sandal, mahlep ve benzeri içerisinde münferit dağılımlı meyve ağaçları da bulunan yer yer yüzde 11-40 yer yer 41-60 kapalılıkta maki türü bitki örtüsü bulunduğu, 1963 tarihli memleket haritasında kısmen orman sayılan alanda kaldığı, 1965 tarihli hava fotoğrafında ise taşınmazın 1963 tarihli memleket haritasındaki gibi olduğu belirtilerek taşınmazın kısmen orman sayılan kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Bu şekilde orman bilirkişi kurul raporları çelişkili olup, mahkemece bu yön üzerinde durulup çelişki giderilmemiştir. Belirtilen çelişkili durum nedeniyle karara dayanak alınan bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, birbiri ile çelişen bilirkişi kurul raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, 1963 tarihli memleket haritasının üretildiği hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, eğim ölçer aletler (klizimetre) kullanılıp, münhanili kadastro paftasından, memleket haritası, halihazır harita ve topoğrafik haritalardan da yararlanılmak suretiyle taşınmazın gerçek eğimi belirlenmeli, eski tarihli memleket haritası, dayanağı hava fotoğrafı ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, sayısı, dağılımı ve kapalılık oranı belirlenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli 6831 sayılı Yasanın 4999 sayılı Yasa ile değişik 7. madde hükmüne göre yapılan orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro ve imar paftası ölçeğine, yine kadastro ve imar paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her üç harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar … ve arkadaşları vekili ile … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 28.09.2011 günü oybirliği ile karar verildi.