YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15906
KARAR NO : 2011/2260
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/19420-2010/1436 sayılı bozma kararında; “Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu parselin orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği ve KAMU malı niteliğini kazandığı, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesi hükmüne göre “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde, özel yasaları hükümlerine tabi olduğu”nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel yasa olan 6831 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmü bulunduğu ve davacının da tapu kaydına dayanmadığı ayrıca, çekişmeli taşınmazın Erfelek … Baraj İnşaatının sahasında bulunduğu, üzerine barajın gövdesinin yapıldığı, tahmini yüksekliğin 60-70 metre civarında olduğundan taşınmazın zemininin görülemediği, mahkemece davaya konu yerde yapılan birinci keşifte dinlenen jeolog bilirkişi raporunda,davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde Erfelek Çayının eğimin düşmesine bağlı olarak menderesli olarak aktığı ve sürekli mecra değiştirdiği, Erfelek Çayının beslenme havzasının büyük olması, dere yatağında taşınarak gelen kartiküllerin büyüklüğü de dikkate alındığında, tamamen feyyazan altında olduğu ve düzenli kullanılabilecek türden bir saha olmadığını belirttiği,zirai bilirkişisinin ise,dava konusu yerin taşlı ve eğimi yüksek yerlerden olduğu, dere yatağının yıllar itibariyle yer değiştirmesi ve eğimi yüksek arazilerde tarım yapılması mümkün olmadığı sebebiyle tarım arazisi olmadığını belirttiği,ikinci keşifte dinlenen jeofizik mühendisi raporunda da, Erfelek Barajının dolu savahından taşan suyun debisine bağlı olarak dava konusu arazinin üzerinde akan suyun vadi tabanındaki akış yeri yayılımı, mevsimsel şartlara ve yağış rejimine dayalı olarak sürekli değişiklik gösterdiği, bu nedenle söz konusu araziyi oluşturan muhtelif boyutlarda derecelenmiş, ince, iri taneli, kum çakıl, kum taşları, çakıl taşları ve alüvyon birikiminin sürekli fezeyan altında olduğu, düzenli kullanıma sahip olmadığını bildirdiği keza zirai bilirkişinin de dere yatağının zaman zaman taşması nedeniyle ancak taşmadan etkilenmeyecek düzlük alanında tarımsal üretim yapılabileceğini belirttiği, her iki keşifte dinlenen orman bilirkişinin benzer raporunda taşınmazın eski tarihli memleket haritasında açık alanda kalan orman sayılmayan yerlerden olduğu belirttiği,orman bilirkişiden son kez alınan ek raporda ise,önceki raporlarda taşınmazın eski tarihli memleket haritasındaki konumunun hatalı işaretlendiği, aslında, davaya konu taşınmazın eski tarihli memleket haritasında ve hava fotoğrafında taşınmazın krokide (A) ile işaretli 5.081,23 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman sayılan yerler içerisinde kaldığını, krokideki 11.055,64 ve 1.934,13 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin de orman sayılmayan alanda kaldığını, çevresindeki taşınmazların kısmen kuzey, kısmen güney yönlerden orman, diğer yönlerden ise orman niteliğinde olmayan yerler olarak göründüğünü belirttiği, taşınmazın bilirkişiler tarafından tanımlanan bu niteliklerine göre, öncesinin ve şimdiki durumunun tarım yapılmaya elverişli olmayan kısmen orman ve kısmen de orman bütünlüğünde ve erfelek çayının etki alanı içindeki taşınmaz olup, üzerinde ekonomik amacına uygun ve tarımsal üretimin yapılamayacağının anlaşıldığı,bu hali ile 3402 Sayılı Kadastro kanununun 14 ve 17.maddesine göre imar ve ihyaya dayalı zilyetlikle kazanma şartlarının davacılar yararına oluştuğunun kabul edilemeyeceği nedenleriyle, davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1996 yılında yılında yapılmış, davaya konu yer 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosunda orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 08.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.