YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16939
KARAR NO : 2011/2250
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında davaya konu … Köyü, 347 ada 5 parsel sayılı 3269.72 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde belgesiz zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … VE ARKADAŞLARI adına tespit edilmiştir. Davacı HAZİNE, çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanma koşullarının tespit maliki yararına gerçekleşmediğini ileri sürerek hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddi ile çekişmeli parselin tespit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, bu karar Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09/02/2010 gün ve 2009/18861 – 2010/1425 sayılı bozma kararı ile (Taşınmaz başında dinlenen tarım uzmanı bilirkişi çekişmeli yerin dereye yakın bölümünde taşlılık oranının % 40 olduğunu ve bu bölümün taşınmazın % 40’lık bölümünü oluşturduğunu, içerisinde yer yer küçük çalılıklar ve dere kenarında söğütler bulunduğunu, uzun yıllardan beri herhangi bir şekilde tarımda kullanılmadığını, tarım yapılmasının da mümkün olmadığını bildirmiş, yöreyi bilen ve taraflarla hasımlığı- hısımlığı bulunmayan 1934 doğumlu yerel bilirkişi bu yerin eskiden köylülerce hayvan otlatılan yer olduğunu, ancak terör nedeniyle yaklaşık 10 yıldır bu yerlere gelinemediğini, davalıların Hazineye ait olan bu yere el atmış olduğunu, eskiden beri hiç kimsenin ekip biçtiği yer olmadığını, taşınmazda büyük taşlar ve sel nedeniyle oluşan yarıklar bulunduğunu, parselin batısındaki sırtın kenarında bulunan köm kalıntıları olan yer davalıların babaları … … tarafından yapılmışsa da yaklaşık 20 yıl önce bu yerin köylülerce yıkıldığını, köm yıkıldıktan sonra davalıların babasının da kendilerinin de bir daha bu yere gelmediklerini açıklamış, davalılar tarafından 1936 tarih, 458 numaralı … oğlu … ve … oğlu … adına kayıtlı Doğusu: …, Batısı: …, Kuzeyi: …, Güneyi: … okuyan vergi kaydına dayanılmışsa da bu kayıt içerdiği sınırlar itibarıyla her yere uyabilecek nitelikte olduğu gibi vergi kayıtları zilyetlikle birleştikleri takdirde değer verilebilen kayıtlar olduğundan taşınmazın belirlenen niteliğine ve oluşa göre davalıların çekişmeli taşınmazda ekonomik amacına uygun, çekişmesiz ve kazanmaya yeter süre ile bir zilyetliklerinin bulunmadığı anlaşılmakla Hazinenin davasının kabulüne karar vermek gereğine değinilmiştir.) Mahkemece bozmaya uyularak davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin HAZİNE adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar … VE ARKADAŞLARI tarafından temyiz edilmiştir
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulduğuna göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 syılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 5. 6.ve 8. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 syılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 08/03/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.