YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6305
KARAR NO : 2011/9536
KARAR TARİHİ : 12.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 155 ada 54 parsel sayılı 9313,11 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfı ile davalı adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece; davanın kabulüyle 155 ada 54 parselin orman vasfı ile hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1948 yılında 3116 sayılı Yasa hükümleri gereğince yapılan orman tahdidi ile 1.2.2001 tarihinde ilan edilen 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması ve 10.10.2008 tarihinde ilan edilen 6831 sayılı Yasanın 4999 sayılı Yasa ile değişik 9 maddesi gereğince yapılan aplikasyon, ölçü ve çığım hesaplamalarından kaynaklan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, dava konusu taşınmaz ve etrafının 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda 29.05.1948 tarihli orman kadastro tutanağında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin orman iç parseli olarak sınırlandırıldığı ve bu iç poligon içinde kalan arazinin “%50 yabani zeytinlik, %10 çalılık ve %40 basit karışık baltalık devlet ormanı ile kaplı olduğu belirtilerek o tarihte yürürlükte bulunan 01.12.1940 tarihli orman tahdit ve tescil talepnamesinin 38. maddesi gereğince fiili durumu tespit edilerek orman sınırı dışında bırakıldığı, taşınmazın bu şekilde 1948 yılında niteliğinin belirlenmesinin hak sahiplerinin geçerli bir tapusu varsa o tapuya dayanarak orman kadastrosuna itiraz davasına imkan vermek olduğu, aslında taşınmazın orman kadastrosu içinde bırakıldığı, orman kadastrosunun iptali için hak düşürücü süre içinde herhangi bir dava da açılmadığı, çekişmeli taşınmaz üzerinde son birkaç yıldır buğday ekildiği, bundan önce taşınmaz üzerinde uzun yıllar tarım yapılmadığı , taşınmazın % 75-80 lik kısmının taşlık – kayalık olduğu, son yıllarda basitçe işlenip buğday ekildiği taşınmazın ham toprak özelliğini taşıdığı ve maki türü orman bitki örtüsü bulunduğu bildirilmiş olup davalı yararına 3402 sayılı yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı belirlenerek 1948 yılında kesinleşen orman sınırı içinde bırakılan taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı gerçek kişi aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 4, 5 ve 6. bentlerinin hükümden tamamen çıkartılarak, bunun yerine, “ “6099 sayılı Yasa ile 3402 sayılı yasanın 36. maddesine eklenen (a) fıkrası gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.