YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3932
KARAR NO : 2022/7468
KARAR TARİHİ : 28.09.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 21.02.2022 tarih ve 2021/3320 Esas, 2022/2529 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi,gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında, Van ili Merkez ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 380 parsel sayılı 8.800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla ismi bilinmeyen Ermeni mütegaip eşhastan intikal ettiği gerekçesiyle, beyanlar hanesinde taşınmazın Musa oğlu … işgalinde olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına 05.07.1983 tarihinde tesbit edilmiş olup, davacı … tarafından tesbite yapılan itiraz 25.03.1996 tarihli komisyon kararıyla reddedilmiş ve bu komisyon kararı 2005 yılında ilan edilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tesbite itiraz davası açmıştır.
Mahkemece, aynı bölgede yer alan başkaca taşınmazlar hakkında gerçek kişiler tarafından Hazine aleyhine açılan davalarla iş bu temyize konu dava dosyasının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama verilen, açılan davaların kabulüne ilişkin hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2014/11126 Esas ve 2014/11790 Karar sayılı ilamıyla; “eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmuş ve bozma sonrası yapılan yargılama sırasında 380 parsel sayılı taşınmaz yönünden tefrik kararı verilerek davaya iş bu temyize konu esas sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, çekişmeli 380 parselin davacı … adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2021/3320 Esas, 2022/2529 Karar sayılı ilamıyla; ” ziraat bilirkişisinin raporunda çekişmeli taşınmaz üzerinde tarımsal amaçlı kullanım bulunmadığı gibi daha öncesinde dava konusu taşınmaz ile komşu parselinde de tarım yapıldığına dair her hangi bir kültür bitkisine rastlanılmadığı belirtilmesine rağmen, mahalli bilirkişi ve tanıkların, teknik raporlarla çelişen, soyut beyanlarına itibar edilerek kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı açıklanarak, davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiş ve davacı vekili tarafından süresinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalmadığı ve davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamının incelenmesinde, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 1983 yılında yapıldığı anlaşılmakta olup, taşınmaz üzerinde davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının tespit tarihi esas alınarak belirlenmesi ve bu kapsamda tesbit öncesi hava fotoğraflarının incelenmesi gerektiği halde, Mahkemece, tespit tarihinden sonraki döneme ait 1988, 2001 ve 2012 yıllarına ait hava fotoğrafları esas alınarak hüküm kurulması cihetine gidilmiş; hükme esas alınan ziraatçi bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda, taşınmazın evveliyatında işlenmiş toprak yapısına sahip olduğu açıklandıktan sonra, sonuç kısmında taşınmazın içinde ve dışında her hangi bir kültür bitkisine rastlanılmadığı ve daha önce kullanıldığına dair bir kanıt bulunamadığı belirtilerek raporun kendi içinde çelişki yaratıldığı halde bu çelişki üzerinde durulmamış; taşınmazın kuzey sınırında dere bulunduğu halde, taşınmazın dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı hususunda jeolog bilirkişiden rapor alınmamış ve yerel bilirkişi ve tanıkların soyut içerikli beyanları esas alınarak hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğünün web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 1983 yılından 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile teknik bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ve jeolog bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, zilyetliğin hangi tarihte başladığı, ne şekilde sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı kayıtlarla denetlenmeli, beyanlar arasındaki doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle, dava konusu taşınmazın sınırını ve niteliğini, imar – ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın konumunu hava ve uydu fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmeli; jeolog bilirkişiden, çekişmeli taşınmaz ile sınırındaki dere arasındaki kot farkını ve taşınmazın dereden kazanılıp kazanılmadığını, öncesinin dere yatağı olup olmadığını, derenin aktif etki alanında kalıp kalmadığını ve zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığını belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; ziraatçı bilirkişi kuruluna, dava konusu taşınmazın toprak yapısını, bitki örtüsünü ve niteliğini, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazın imar – ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki ziraatçi bilirkişi rapor ve ek raporundaki çelişkileri giderir, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlettirilmeli ve ayrıca çekişmeli taşınmazın ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğraflarının çekilip, taşınmazın sınırlarının fotoğraflarda kabaca işaretlenmesi istenilmeli; teknik bilirkişiden, keşfi izlemeye ve denetlemeye elverişli harita ve rapor aldırılmalı; mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, Dairemizin bozma ilamında yukarıda açıklanan gerekçelerle hükmün bozulması gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak hükmün farklı gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin buna yönelik karar düzeltme talebinin 1086 sayılı HUMK’un 440-442 maddeleri uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 2021/3320 Esas 2022/2529 Karar sayılı bozma ilamının gerekçesinin ortadan kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.