YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7178
KARAR NO : 2011/11577
KARAR TARİHİ : 17.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 837 parsel sayılı 6600 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kesinleşen 2/B madde uygulaması nedeniyle ve Şubat 1983 tarih 14 nolu tapu kaydı ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, tapunun 10.000 m2 miktarında olduğu halde, eksik tespit edildiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 837 parselin tespitinin iptali ile 08.02.2002 tarihli bilirkişi raporunda p2 ile gösterilen 2012 ila 2015 orman sınır noktaları ile çevrili alanın 837 parsel numarası ile 9280 m2 olarak Hazine adına tesciline dair verilen karar 20. Hukuk Dairesinin 1.4.2004 tarih 2003/11957-3153 sayılı kararı ile “(A-B-C) işaretli olan ve 1984’de yapılan kadastro sırasında kesinleşen orman alanı içinde kalan parsel numarası almamış olan ve tespit tutanağı düzenlenmeyen bölümlerin 837 parsele eklenerek Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, yörede 1981 yılında 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre aynı zamanda orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasının birlikte yapıldığı ve 2012 ila 2015 orman sınır noktaları ortasında kalan ve 4 sınırı ormanla çevrili bulunan yere II poligon numarası verilerek orman rejimi dışına çıkartıldığı, işlemin kesinleşmesinden sonra bu yer hakkında oluşturulan Şubat 1983 tarih 14 numaralı 2/B madde tapusunun Hazine adına tescil edildiği, daha sonra 1984 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında kesinleşen II numaralı 2/B poligon sınırına uyulmadan 837 numaralı parselin çap sınırları belirlenip, 6600 m2 yüzölçümü ile tutanağının düzenlendiği, Hazine adına 2/B sahası olarak tespit edildiği, dava konusu (A, B, C) işaretli yerler de içinde olmak üzere 837 parselin tüm çevresine tutanak düzenlenmediği, parsel numarası da verilmeden orman olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 25/son maddesine göre kadastro mahkemesinin görevi kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Somut olayda davaya konu (A, B, C) bölümlerine kadastro tutanağı düzenlenmediğine göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında gözönünde bulundurulacağından 837 parselin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalıp, yanlışlıkla bu parsele eklenen bölümleri hakkında da Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle” bozulmuştur. Bozma kararına uyulduktan sonra Kadastro Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve mahkemece davanın kısmen kabulüyle (A) ile gösterilen 456 m2, (B) ile gösterilen 2072 m2 ve (C) ile gösterilen 152 m2’lik kısımların 837 parsele eklenerek toplam 9280 m2 yüzölçümü ile 2/B vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline , 720 m2’lik kısma yönelik davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı Hazine ve davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapu iptali tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1949 yılında 3116 sayılı yasa hükümleri gereğince yapılan orman tahdidi ile 28.09.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon , 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ve orman kadastrosu yapılmayan yerlerde orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A) , (B) ve (C) ile gösterilen kısımlarının 2. madde alanı içinde , 720 m2 lik kısmının ise orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesinin “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz” ve yine 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen geçici 11. maddesinin “Bu Kanununun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri içinde uygulanır” hükümleri uyarınca davalılar aleyhine yargılama giderleri hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün yargılama giderlerine ilişkin “5., 6. ve 7. bentlerinin ” tamamen hükümden çıkarılarak bunların yerine “19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasayla 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A ve geçici 11. maddeleri uyarınca, davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına “cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün H.Y.Y.’nın 438/7. maddesine bu düzeltilmiş şekli ile onanmasına, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalı … Yönetiminden onama harcı alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 17/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.