Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/12102 E. 2012/14291 K. 11.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12102
KARAR NO : 2012/14291
KARAR TARİHİ : 11.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 09.12.2010 gün ve 2010/13878 – 15491 sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde Atilla Usanmaz tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında İçmeler Köyü Aspiran Mevkii 1060 parsel sayılı 17700 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Şubat 1978 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı ile 10.08.1978 tarihinde … oğlu … adına tesbit edilmiş, İtirazları red edilen, … …. ve diğer paydaşları taşınmazların Şubat 1962 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, tapu malikleri adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmışlar, Orman Yönetimi taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili, … ise, 25.03.2003 tarihli dilekçesiyle parselin … zilyetliğindeyken, 02.04.1984 tarihinde … …’a, onun da 21.08.1990 tarihinde kendisine sattığı, eklemeli zamanaşımı zilyetliğinin yararına gerçekleştiği, adına tescili iddiasıyla davaya katılmış, mahkemenin diğer davacı ve katılanların davalarının reddine, Orman Yönetiminin davasının kabulüne, çekişmeli parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin 17.12.2009 gün ve 2003/126-1410 sayılı kararı, sadece katılan …’ın temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.12.2010 gün ve 2010/13878 – 15491 sayılı kararı ile “İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından, orman kadastro tutanak ve haritaları ile eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kısmen orman kısmende orman içi açıklığı olduğu, 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosunda tamamı orman sınırları dışında bırakılmışsa da, içinde 12 adet 40 yaşında kızıl çam ağacı ile maki toplulukları bulunan, etrafı itirazsız kesinleşmiş eylemli devlet ormanı ile çevrili, hiç tarımda kullanılmamış orman içi açıklığı olduğu, her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar kadastro tesbitine esas alınan katılanın da tutunduğu, Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.2.1977 tarih ve 1977/41 – 148 sayılı kesinleşen kararı ile oluşan tapu kaydının şeklen çekişmeli parsel uymadığı, bu mevkide aynı şekilde bir çok orman içi açıklığı olduğu, bu nedenle dayanılan tapu kaydını çekişmeli parseli kapsamadığının belirlenerek, bu tür yerlerin 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince özel mülkiyete konu teşkil edecek biçimde tapuya kayıt edilemeyeceği” gerekçesiyle davalı …’ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiş, bu kez katılan …, çekişmeli parselin bayiine ait tapu kaydı kapsamında kaladığı gibi, orman kadastosu sınırları dışında bırakıldığı, Orman Yönetiminin davasının reddi gerektiği iddiasıyla, onama kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Kadastro Mahkemesinin genel olarak görevi; 3402 sayılı Yasanın 25. maddesinde zaman bakımından, görev ve yetkisi ise; aynı Yasanın 26. maddesinde düzenlenmiştir. Kadastro mahkemesi 3402 sayılı Kadastro Yasasının 26. maddesinde sayılan diğer işlerin yanısıra, 26/D madde hükmü gereğince, kadastro mahkemesinde dava açıldıktan sonra tesbitten önceki haklara dayanarak asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıkları da inceleyip karara bağlar. …, çekişmeli parseli 21.08.1990 tarihinde tapu maliki … …’tan satın aldığını, başka bir deyişle, taşınmaz üzerindeki hakkının tesbit tarihi olan 10.08.1978 tarihinden sonra, 21.08.1990 tarihinde düzenlenen ve halk arasında köy senedi olara bilinen adi senet ile doğduğunu iddia edip, bu satış senedine dayanarak, çekişmeli parselin adına tescili iddiasıyla davaya katıldığına, çekişmeli parselin tapu kaydı varsa da, satış işlemi resmi yolla yapılmadığı için, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 26/3. maddesinin “kadasto mahkemesinde görülmekte olan bir dava konusu taşınmaz mal, 40. madde uyarınca başkasına devredildiği taktirde davaya devralan devam eder” hükmünün uygulanma imkanı yoktur. Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek, katılan …’ın tesbit tarihinden sonraki bir tarihde adi satış senedi ile edindiği iddiasına dayalı davasında, kadastro mahkemesinin görevli olmadığına, davanın görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde, ilgilinin 10 günlük sürede başvurusu halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, Atilla Usanmazın’ın davasının, sübut bulmadığından esastan reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bu nedenle yerel mahkeme kararı hatalı olduğu gibi, bu kararın onanmasına ilişkin daire kararı da yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, katılan …’ın karar düzeltme isteminin KABULÜ ile Dairenin 09.12.l2012 gün ve 2010/13878 – 15491 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, aynı nedenlerle …’ın katılma suretiyle davasında görevsizliğe karar verilmek üzere yerel mahkemenin 17.12.2009 gün ve 2003/126 – 1410 sayılı kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 11.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.