Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/1952 E. 2011/5487 K. 03.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1952
KARAR NO : 2011/5487
KARAR TARİHİ : 03.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalılardan Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Belediye hududunda bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece fen bilirkişi raporunda belirtilen 4407,38 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline, karşı davacı Hazinenin davasının reddine dair verilen karar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz istemi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.10.2006 gün 2006/10096-12789 sayılı kararı ile “…Mahkemece davacı gerçek kişinin çekişmeli taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğu kabul edilerek adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildi. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin kadastro tesbit tutanakları, dayanakları olan kayıt ve belgeler dosyaya getirtilmemiş, varsa dayanakları olan belgelerin çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği araştırılmamış, karşı davacı Hazinenin dava dilekçesinde bildirdiği tanıkları dinlenmemiş, dinlenmeme sebebi açıklanmamış, yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanlarına göre davacının 12 yaşında taşınmaz üzerinde ne şekilde zilyet olabileceği, o yaş itibarı ile imar ihya yapılıp yapılamayacağı hususu tartışılmamıştır” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra gerçek kişinin davasının reddine, Hazinenin karşı davasının kabulüne ve fen bilirkişisi Nilgün Uzuner tarafından düzenlenen 20.05.2010 havale tarihli raporda (A) işaretli 4407,38 m² yüzölçümlü taşınmazın tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından esasa, Orman Yönetimi tarafından nitelendirmeye ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 03.04.1986 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1959 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak ve özellikle eski tarihli memleket haritası ile amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi ve ziraat mühendisi bilirkişi raporlarında, çekişmeli (A) işaretli bölümün yüksek eğimli makilik alan olarak göründüğü, 1959 yılı arazi kadastrosunda taşlık ve kayalık niteliği belirtilerek tescil harici bırakıldığı, üzerindeki taşlık ve kayalıkların temizlenerek tarım arazisi yapısı kazandırıldığı, ancak eski tarihli memleket haritalarında ve hava fotoğraflarında yeşil renkli makilik alan olarak nitelendirildiği ve taşınmazın yüksek eğimli makili alan olması nedeniyle öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu, bu tür yerlerin orman kadastrosu yapılıncaya kadar orman sayılacağı ve zilyetlikle edinilemeyeceği, yörede 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 04.04.1987 tarihinde kesinleşen orman tahdidi sırasında çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı, H.G.K. 12.05.2004 gün ve 2004/8-242/292 sayılı kararında da belirlendiği üzere taşınmazın orman sınırı dışında bırakılma tarihinden itibaren başlayan zilyetliğe değer verileceği, orman dışında bırakılma tarihi ile davanın açılma tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı yararına gerçekleşmediği belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak dava konusu (A) işaretli bölümün orman niteliği ile tesciline karar verilmesi gerekirken tarla niteliğiyle tesciline karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 3. Bendinin 3. satırında yer alan “tarla” kelimesi kaldırılarak, bunun yerine, “orman” kelimesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 03/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.