Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/7542 E. 2011/11563 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7542
KARAR NO : 2011/11563
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1994 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında, … köyü 106 ada 68 parsel sayılı 13992,72 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 289 tahrir nolu vergi kaydı ile tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın orman olduğu, tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin krokide (A)=1564 m2’lik bölümün tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucu, hükme dayanak yapılan orman ve fen bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın bulunduğu … köyünde 1944 yılında yapılan orman sınırlandırmasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin orman sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümün 1958 tarihli memleket haritasında orman sayılan yeşil alanda kaldığı, geri kalan bölümün ise açık alanda kaldığı, 1993 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise vergi kaydı esas alınarak davalılar adına tesbit edildiği anlaşılmaktadır.
Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurulu ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın krokide (A) ile gösterilen bölümünde 30-70 yaşlı meşe ve karaçam ağaçlarından oluşan orman bulunduğunu, geri kalan kısmının ise 12-40 yaşlarında meşe ve karaçam ormanı ile kaplı olduğu bildirilmiştir. Yani, taşınmazın tamamının halen eylemli orman olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı, 1993 yılında da orman ağaçları ile kaplı olduğu ve davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. 6831 sayılı Yasanın 1. maddesine göre “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” hükmü gereğince taşınmazın tamamının, hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamayacak, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman olduğu düşünülerek davanın tümü hakkında kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.