Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/3199 E. 2011/6799 K. 06.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3199
KARAR NO : 2011/6799
KARAR TARİHİ : 06.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi, … Beldesi 29 ada 89 parsel sayılı 11654 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 14.09.1973 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile orman sınırları içine alınıp, işlemin kesinleştiğini belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin krokide (A) harfi ile gösterilen 10373,40 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, 20.Hukuk Dairesinin 11.03.2010 gün ve 2009/19782-2010/3062 sayılı kararı ile “Mahkemece, dava konusu taşınmazın kısmen orman sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; 1974 yılında kesinleşen orman kadastro tutanaklarının 10. sayfasının 4. paragrafında 89 nolu parselin tamamının orman kesiminde bırakıldığı ve orman sayılarak devlet ormanına ithaline karar verildiği yazmaktadır. orman tahdit haritası ile tutanakların uyumsuz olması halinde tutanaklara değer verileceğinden ve davacı kadastrodan sonraki nedene dayanarak tapu iptali ve tescil istediğinden 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinin de uygulama olanağı bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, dava konusu … Beldesi 29 ada 89 parselin tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 14.09.1973 tarihinde ilanı yapılarak kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz, orman sınırları içinde bırakılmış ve 1957 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın, 1973 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 6831 sayılı Yasanın 11/1.maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y. 931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; ormanlar üzerine hiçbir kısıtlayıcı şerh konulamayacağından, tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhlerin kaldırılmasına karar verilmemesi ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 2, 3, ve 4. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle ve beyanlar hanesinde yer alan “Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticaret şirketlerince iktisap veya sınırlı ayni hak tesis edilemez.” şerhinin ve “Maden damarı zuhurunda maden idaresinin veya ruhsatname sahibinin bu yerin neresinden olursa olsun ocak veya baca açarak işletme selahiyetini haizdir.” şerhlerinin kaldırılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7.maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 06/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.