YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9108
KARAR NO : 2011/13073
KARAR TARİHİ : 21.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı gerçek kişi tarafından esasa, davalı-karşı davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … … köyünde bulunan 300 m² yüzölçümlü taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Davalı Hazine ise, dava konusu taşınmazın Hazine adına tescili talebiyle karşı dava açmıştır. Mahkemece, davalar birleştirildikten sonra gerçek kişinin davasının iki katlı ev yapılmak suretiyle sürdürülen zilyetliğin imar-ihya kapsamında değerlendirilmeyeceği gerekçesiyle REDDİNE, Hazinenin karşı davasının KABULÜNE ve bilirkişi heyetinin 04.11.2010 tarihli raporuna ekli haritasında (A) işaretli 283,74 m² yüzölçümlü taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline, tapuya kaydının beyanlar hanesine “Üzerindeki iki katlı ev, depo ve havuz ile ağaçlar …’e aittir” şerhinin verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı gerçek kişi tarafından esasa, davalı-karşı davacı Hazine tarafından şerhe ilişkin temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman tahdidi 1948 yılında yapılıp kesinleşmiştir. 1975 yılında ise ilk tahdidin aplikasyonu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yapılmıştır. Daha sonra 1997 yılında yapılıp 23.08.1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 07.10.1963 tarihinde yapılmış ve sonuçları 09.12.1963 – 08.01.1964 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; muhdesat şerhi, aynı hak olmayıp, tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması, değiştirilmesi mümkün olmayan kişisel hak niteliğinde olduğu, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde yazılacak bu neviden hakların 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddesi ve Tapu Sicil Tüzüğünün 55. maddesinde tahdidi olarak belirtildiği, diğer kişisel hakların şerhine ilişkin taleplerin, tarafların isteğiyle dahi tapu sicil müdürlüğünce yerine getirilemeyeceği ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemeyeceğinden yalnızca tapu tescili konusunda karar verilmesi gerekirken, muhtesat şerhi konusunda da hüküm kurulması doğru değilse de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 2. bendinin 2. paragrafında yer alan “Davaya konu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine “Üzerindeki iki katlı ev, depo ve havuz ile ağaçlar …’e aittir” şerhinin verilmesine cümlesi çıkartılmak suretiyle düzeltilmesine ve 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 21/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.