Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/10350 E. 2011/10518 K. 26.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10350
KARAR NO : 2011/10518
KARAR TARİHİ : 26.09.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine vekili, … köyü 106 ada 41 sayılı parselin evveliyatı ve eylemli durumunun orman olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğundan davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini Asliye Hukuk Mahkemesinden talep etmiştir. Mahkemece 06.07.2009 gün 2008/123-398 sayılı karar ile verilen görevsizlik kararı 20. Hukuk Dairesinin 15.04.2010 gün 2010/1849-5092 sayılı kararı ile onanarak kesinleştikten sonra dosya görevli ve yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman savına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasaya göre 1944 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. 1993’de yapılan eski tahdidin aplikasyonu ve 2/B madde çalışmaları kesinleşmeden iptal edilmiştir. Daha sonra 3302 sayılı Yasaya göre 2005 yılında yapılıp 24.01.2008 – 24.07.2008 tarihleri arasında askı ilanı yapılan, kadastrosu yapılan yerlerde aplikasyon ve 2/B, kadastrosu yapılmayan yerlerde orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Yörede, genel arazi kadastro çalışmaları 26.01.1994 tarihinde kesinleşmiştir.
Yörede 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre 1944 yılında yapılan orman kadastrosu, 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce kesinleşmiştir. 3116 sayılı Yasa sadece hangi taşınmazların Devlet Ormanı sayılacağını göstermiş ve devlet ormanlarının kadastrosunun yapılacağını öngörmüş olup tahdit dışında kalan yerlerde orman kadastrosunun yapıldığından söz edilemez. Bu nedenle, dava konusu 106 adad 41 sayılı parselin 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidinin dışında bulunduğu anlaşıldığından, çekişmeli taşınmaz yönünden ilk orman kadastrosunun 30.05.2005 tarihinde 4785 sayılı Yasa hükümleri gözönüne alınarak 6831 sayılı Yasaya göre yapıldığının kabulü gerekmektedir. Bu halde de; 3373 sayılı Yasayla değişik 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesine göre askı ilan gününden itibaren 6 aylık sürede açılan orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevi kadastro mahkemesine aittir. 6 aylık süre içinde dava açılmadığı takdirde orman tahdidi kesinleşir ve tahdidin kesinleşmesinden sonra açılacak davalar için görevli yargı yeri genel mahkemelerdir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman kadastrosunun sonuçları 24.01.2008 – 24.07.2008 tarihleri arasında ilan edilmiş olup dava ise, 18.01.2008 tarihinde açılmış olduğuna göre yargılamının devamı sırasında yapılan orman kadastrosu davanın tarafları ve dava konusu taşınmaz yönünden kesinleşmez ve görülen dava orman tahditine itiraz davasına dönüşür. Orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevi ise, kadastro mahkemesine aittir. Görev kamu düzenine ilişkin olup mahkeme tarafından resen gözetilmelidir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; orman tahditine itiraz yönünden görevsizlik, tescil istemi yönünden ise ayırma kararı verilerek orman tahditine itiraz davasının bekletici sorun sayıp sonucunu beklemek ve orman tahditine itiraz davasının sonucuna göre tescil istemi hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurmaktan ibaret iken mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına 26/09/2011 günü oybirliği ile karar verildi.