YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14796
KARAR NO : 2012/12632
KARAR TARİHİ : 13.11.2012
MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında .Köyü 382 ada 7, 19, 31, 39 ve 88 sayılı parseller sayılı sırasıyla 888,75 m², 1334,98 m², 1235,58 m², 505,06 m², 863,48 m² yüzölçümündeki taşınmazlar tarla niteliğiyle 88 sayılı parselin . diğer parsellerin ise …’in atalarından kaldığı ve zilyedliğinde olduğu, ancak; 1. derece doğal sit alanı içinde kaldığından söz edilerek, 2863 sayılı Yasanın 11 ve 3402 sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı … parsellerin atalarından intikal ile kendi zilyetliğinde olduğu, yararına zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, adına tescili iddiasıla dava açmıştır. Mahkemenin davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 382 ada 7, 31 ve 39 sayılı parsellerin tesbitlerinin iptaline ve davacı … adına tapuya tesciline, 382 ada 19 ve 88 sayılı parselerin ise orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline 382 ada 7, 31 ve 39 sayılı parsellerin tapu kaydının beyanlar hanesine 1. derece doğal sit alanında kaldığının yazılmasına ilişkin 04.08.2008 gün ve 2006/594 – 684 sayılı kararı davalı Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09/04/2009 gün ve 2009/1422 – 6182 sayılı kararı ile Hazinenin çekişmeli 382 ada 19 ve 88 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazları red edilerek bu parsellere ilişkin hüküm onanmış, Hazinenin çekişemli 382 ada 7, 31 ve 39 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazı kabul edilerek; “Çekişmeli parsellerin eski tarihli memleket haritasında ne şekilde nitelendirildiği yöntemince belirlenmemişse de, aynı gün temyiz incelemesi yapılan aynı bölgedeki taşınmazlara ilişkin gerçek kişiler tarafından Hazine aleyhine açılan davalara konu taşınmazların eğiminin %12 den fazla taşlık, kayalık ve yer yer ana kayanın ortaya çıktığı, yer yer maki florası ve zeytin ile kaplı olup aynı nitelikteki ormana sınır olduğunun belirlendiği, 6831 sayılı Yasanın 1/İ bendindeki zeytinlikler ile 3573 sayılı Yasa hükümlerine göre orman rejimi dışına çıkarılıp kişiler adına tapulanan yerler orman sayılmazsa da, bu şekilde oluşmuş bir tapu kaydının bulunmadığı, Orman Yasasının 1.madde 2. fıkra (J) bendi gereğince “Funda ve makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerler” in orman sayılmadığı, ancak, bilimsel olarak eğimin %12’yi geçtiği yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı kabul edildiğinden, sözü edilen çekişmeli parsellerin 6831 sayılı Yasanın 1. madde, 2. fıkrasının (J) bendi kapsamında kalmadığı, orman alanlarının 3573 sayılı Yasa hükümleri ayrık olmak üzere teraslanmak suretiyle eğimin azaltılarak, imar ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılması olanağı bulunmadığı, çekişmeli parsellerin bulunduğu yörede ilk orman kadastrosunun 1966 yılında seri usulüne göre, her hangi bir köy ya da belde sınırı gözetilmeden, adları belirlenen orman bazında yapılıp, 1969 yalında kesinleştiği, daha sonra orman sınırlandırması yapılmadığı, 4999 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. madde 1. fıkrasının, orman kadastro komisyonlarına, daha önce sınırlaması yapılmış
olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisini verdiği, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (a) bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/a Maddesinde “…orman içindeki kültür arazileri dışında 6831 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaçcık içermeyen, genel olarak otsu bitki bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıklar,” ile 26/h maddesinde “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar,” ın ve devlet ormanı olarak sınırlandırılacağının öngörüldüğü, bu nedenlerle, eğimi %12 den fazla olan yer yer veya tamamen maki cinci ağaççıklarla kaplı, çevresinde bulunan aynı karakterdeki, devlet ormanının devamı niteliğindeki çekişmeli parsellerin, 6831 sayılı Yasanın 1. madde 2. fıkrasının J bendi Maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olduğu, 1969 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakılsa da, 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri gereğince her zaman orman olarak sınırlandırılabileceği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın REDDİNE, çekişmeli Söğüt Köyü 382 ada 7, 31 ve 39 sayılı parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 382 ada 19 ve 88 sayılı parsellere ilişkin hükmü kesinleşmiş olduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1966 yılında seri bazında yapılıp 11.10.1968 tarihinde ilân edilen ve 11.01.1969 tarihinde kesinleşen orman tahditi, 1981 yılında yapılıp 13.05.1982 tarihinde ilân edilerek itirazsız yerlerde 13.05.1983, itirazlı yerlerde orman kadastro komisyonunca yapılan inceleme ve verilen kararın 30.07.1982 tarihinde ilândan sonra 30.07.1983 tarihinde kesinleşmiş, sınırlandırması yapılan ormanların aplikasyonu ve 6831 sayılı Yasanın, 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması, 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak, davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; dava red edildiğine göre, çekişmeli 382 ada 7, 31 ve 39 sayılı parsellerin tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, tesbitin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan “… İli … İlçesi, .köyü 382 ada 31, 7 ve 39 parsel sayılı taşınmazların ORMAN VASFI İLE Hazine ADINA TAPUYA TESCİLİNE” cümlesi kaldırılarak, bunun yerine, “… İli, … İlçesi, .Köyü 382 ada 31, 7 ve 39 parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi tapuya tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. madde yollamasıyla 1086 sayılı H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 13/11 /2012 günü oybirliğiyle karar verildi.