YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12272
KARAR NO : 2011/10953
KARAR TARİHİ : 03.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02.07.2008 gün 2008/5945-9719 sayılı bozma kararında özetle; “Her ne kadar mahkemece çekişmeli 102 ada 35 parsel sayılı taşınmazın, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılmayan yerlerden olduğu saptanmış ise de, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşulları yönünden yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir. Şöyle ki; 08/04/2004 tarihinde, davaya konu 102 ada 72 parsel sayılı taşınmaz içinde yer alan ve tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilen bir kısım yer ile davacı adına tescil kararı verilen 102 ada 35 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak iki ayrı taşınmaz hakkında keşif yapıldığı, aynı keşifte dinlenen zirai bilirkişi …’in 19/04/2005 havale tarihli raporunda ise keşfi yapılan davaya konu taşınmazların birbirine bitişik olmayan iki ayrı taşınmaz olmasına rağmen, hangi taşınmaz hakkında olduğu belirtilmeksizin genel olarak görüş bildirildiği,zilyetlik tanıkları … ve …’ın (kendimi bildim bileli davacıların murisi ve davalılar tarafından kullanılır) biçiminde anlatımda bulundukları, anlatımlarının maddi olaylara dayalı olmadığı, öncesinde imar ihya var ise kimin tarafından yapılıp kimler tarafından kaç yıl süreyle ne şekilde kullanıldığının açıklanmadığı; yine, davacıların dava dilekçelerinde davaya konu taşınmazların miras bırakanları …’dan intikal ettiğini bildirdikleri halde, 102 ada 35 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağında taşınmazın baba adı bilinmeyen …’nun zilyet ve tasarrufunda iken bu kişinin 10-15 yıl önce taşınmazı terk ettiği ve halen de hiç kimsenin zilyetliğinde olmadığı ve taşınmazın zeminde de hali arazi niteliğinde olduğu belirtildiği, keza komşu 102 ada 36 parsel sayılı taşınmazın da tespit nedeninin benzer olup, … kızı …’nun zilyet ve tasarrufunda iken bu kişinin10-15 yıl önce taşınmazı terk ettiği ve halen de hiç kimsenin zilyetliğinde olmadığı ve taşınmazın zeminde de hali arazi niteliğinde olduğunun belirtildiği, bu duruma göre tespit tutanağı ile davacıların iddiası ve tanık beyanları ve bilirkişi beyanlarının çelişkili olduğu anlaşılmakla, mahkemece bu çelişki davacı tanıkları ve tespit bilirkişilerine sorularak açıklattırılmadığı gibi, tespit tutanağında yazılı olan terk olgusunun bulunup bulunmadığı sorulmak suretiyle beyanlar arasındaki çelişki dahi giderilmediği, bundan ayrı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde baraj inşaatı yapılması nedeniyle yol geçirildiği, çekişmeli taşınmaza komşu 77 ve 89 parsel sayılı taşınmazların ifraz ile oluşan parseller olduğu, bu parsellerin hangi parselden neden ifraz edildiği araştırılarak kadastro ile oluşmuşsa, varsa dayanak kaydının çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okuduğunun araştırılmadığı gözlenmiştir. Eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 03/10/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.