Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/10971 E. 2011/10420 K. 22.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10971
KARAR NO : 2011/10420
KARAR TARİHİ : 22.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davası sırasında davacı taraf vekili 15.02.2011 günlü dilekçesiyle reddi hakim yoluna başvurmuştur.
Bu konuda verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/659 Esas sayılı dosyasında davacı 15.02.2011 tarihli dilekçesinde, dosyada daha önce konan tedbirin davalı tarafın adliyeye gelerek duruşma hakimi ile görüştükten sonra kaldırıldığını, bu durumun şüphe yarattığını, tedbir kaldırılırken itirazlarının dikkate alınmadığını, zarara uğratıldığını, teminat miktarı belirlenirken çok eski raporlara itibar edildiğini, bu nedenle, duruşma hakimini Cumhuriyet Savcılığına, Adelet Bakanlığına, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayet ettiğini belirterek reddi hakim talebinde bulunmuştur. Duruşma hakimi … … ise, davacının bu dilekçesi nedeniyle davacı hakkında Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduğunu, ayrıca hakkında Sulh Hukuk Mahkemesine tazminat davası açtığını belirterek davadan çekilmiştir.
Duruşma hakiminin çekilme isteğini ve davacının red talebini inceleyen Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/23 D.İş – 2011/23 sayılı kararında hem ret talebini hem de çekilme isteğini kabul etmiştir. Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin merci sıfatıyla verdiği bu karar usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Çünkü; öncelikle, davada ihtiyati tedbir kararı vermek ve daha sonra tedbiri kaldırmak mahkemenin takdirindedir. İhtiyati tedbir kararının kaldırılması halinde taraflar bu karara karşı itiraz edebilecekleri gibi, esasla birlikte temyiz konusu da yapabileceklerdir. Tedbir kararı kaldırılmadan önce davalı tarafın duruşma hakimi ile görüştükleri şeklindeki beyanı delillendirilmemiş soyut bir iddia durumundadır. Ayrıca, taraflar tedbirle ilgili beyanda bulunabilirler, dilekçe sunabilirler. Davacının dilekçesinde ileriye sürdüğü bu itiraz ve iddialar ile dava açıldıktan sonra duruşma hakimini Cumhuriyet Savcılığına, Adalet Bakanlığına, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayet etmesi yasada belirtilen red nedeni değildir. Duruşma hakiminin de yargılama devam ederken davacıyı Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmesi ve hakkında Sulh Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açması H.U.M.K.’nun 29/5. maddesinde gösterilen “davalı olmak” anlamında yorumlanamaz ve hakimin davadan çekilmesini haklı kılmaz.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 22/09/2011 günü oybirliği ile karar verildi.