Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/5055 E. 2012/14118 K. 10.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5055
KARAR NO : 2012/14118
KARAR TARİHİ : 10.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı …mirasçıları vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Cevizköy Köyü, 2974 parsel sayılı taşınmaz, 7747773 m2 yüzölçümü ile Temmuz 1986 tarih 29 nolu tapu kaydı revizyon görerek; 2975 parsel sayılı taşınmaz, 9590254 m2 yüzölçümü ile Temmuz 1986 tarih 32 nolu tapu kaydı revizyon görerek, kültür arazisi niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar …ve arkadaşları, 2974 parsel sayılı taşınmaz içinde 2510 sayılı İskan Yasasına göre kendilerine verilen Mayıs 1950 tarih 696 nolu tapu kaydı kapsamında kalan 7200 m2’lik tarlalarının kaldığını iddia ederek, bu kısmın adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Diğer davacılar ise, temyize konu olmayan 2975 parsele yönelik dava açmışlardır.
Mahkemece davanın reddine, dava konusu 2974 ve 2975 parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı …mirasçıları vekili tarafından 2974 parsele yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1944 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1977 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 05.11.1982 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; davacılar Mayıs 1950 tarih 696 nolu tapu kaydına dayanmışlar; bu tapu kaydı, ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilmemiş, kadastro sırasında başka bir parsele revizyon görüp görmediği araştırılmamış, keşif sırasında mahalli bilirkişi yardımıyla uygulanarak, hangi parselde kaldığı ve yeri, miktarı ile geçerli kapsamı tam olarak belirlenmemiştir.
Dava konusu 2974 parsele revizyon gören Temmuz 1986 tarih 29 nolu tapu kaydının öncesi Nisan 1947 tarih 6 nolu orman tapusu olup, 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun tapuya tescili ile oluşmuştur. 1977 yılında yapılan 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması kesinleştikten sonra, 2. madde alanında kalan yer Temmuz 1986 tarih 29 nolu tapu kaydı ile hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Arazi kadastrosu sırasında davalı parsele bu tapu kaydı revizyon görmüştür.
Dava konusu taşınmazın 2974 parsel içinde kaldığı iddia edildiğinden, öncelikle yapılacak keşifte, dayanılan Mayıs 1950 tarih 696 nolu tapu kaydı mahalli bilirkişi yardımı ile uygulanarak, sınırları zeminde tek tek belirlenerek, miktarı ile geçerli kapsamı tayin edilmeli, fen bilirkişi krokisi üzerine tapu sınırları da yazılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, tapu kaydının başka bir parsele revizyon görüp görmediği de araştırılarak, görmüş ise bu parselin de yüzölçümü miktar hesabında nazara alınmalıdır. Orman kadastrosu sınırları içinde orman niteliği ile tapuya tescilli bulunan taşınmazda, sonradan 2510 sayılı Yasa gereğince oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde olduğundan hukuken değer ifade etmez ve aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile alan kişi, 4721 sayılı Medenî Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından da yararlanamaz.
Kaldı ki; 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için, nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerin, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olması ve diğer şartların da mevcudiyeti gereklidir. O halde; somut uyuşmazlıkta, davalıların dayandığı tapu kaydı orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra oluşturulmuş olması nedeniyle, bu tür kayıtlara 1744 sayılı Yasa uygulamasında değer verilemeyeceğinden, davacı kişiler tarafından açılan davanın dayanılan tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyması halinde dahi kabulüne imkan bulunmamaktadır.
Ancak, 6831 sayılı Orman Yasasının 1744 sayılı Yasa ile değişik 2., 2896 ve 3302 sayılı yasalar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19/04/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Yasa”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Yasayla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasa ile 16/02/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Yasa yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Yasanın bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı …mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 10 /12/2012 gününde oy birliği ile karar verildi.