YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7661
KARAR NO : 2011/7221
KARAR TARİHİ : 09.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılardan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1963 yılında yapılan kadastro sırasında, … köyü 2246 parsel sayılı 364 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ½’şer pay itibariyle … ve … adlarına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiştir. Tapu kaydının beyanlar hanesine “(Arazinin altındaki madenler Hazineye aittir), (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu lehine Kamulaştırma Yasasının 7. maddesine göre şerh) ve (2942 sayılı Yasanın 31/B maddesi uyarınca kamulaştırılmıştır)” açıklamaları yazılmıştır.
Davacı Hazine; 2246 sayılı taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın fen ve orman bilirkişi tarafından ortak düzenlenen krokili raporda (b) ile işaretlenen 329,38 m2 yüzölçümlü kesiminin tapu kaydının iptal edilerek 2/B niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalılardan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 11.08.1972 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, daha sonra 25.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır..
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın b ile işaretlenen kesiminin 11.08.1972 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, (a) ile işaretlenen bölümünün tahdit dışında kaldığı, (b) ile işaretlenen yerin 25.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, taşınmazın (b) ile işaretlenen kesimi daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, 1963 yılında hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın kısmen iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak ormanların korunmasına ilişkin Anayasanın 169 ve 6831 sayılı Yasanın 93. maddeleri karşısında, ormanlar ve 2/B madde alanları üzerinde herhangi bir şerh konulamayacağı halde mahkemece maddi yanılgı ile b ile işaretlenen bölüm yönünden beyanlar hanesindeki tüm şerhlerin silinmesine karar verilmemesi doğru değil ise, bu durum hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ayrıca 19.1.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalılar aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz” ve yine 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesinde “Bu Kanununun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri içinde uygulanır” hükümleri uyarınca çekişmeli taşınmazın tapu maliki olan davalılar aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Bu sebeple; hükmün 1 rakamlı bölümünün sonuna “ ve bu yerin beyanlar hanesindeki tüm şerhlerin silinmesine” cümlesinin yazılması ayrıca hükmün vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerine ilişkin “2, 3 ve 4 rakamlı bölümlerinin” tamamen hükümden çıkarılarak, bunların yerine, “19.1.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi ve 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesi uyarınca davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Hazine yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 09/06/2011 günü oybirliği ile karar verildi.