Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/6523 E. 2012/13803 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6523
KARAR NO : 2012/13803
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Barabanlı Köyü, Köyönü Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile (E) ile gösterilen 904,41 m² kısmın davacı adına tapuya tesciline ilişkin verilen hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmekle, Dairenin 02.11.2009 gün 2009/16187 – 16153 sayılı kararı ile “…20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun en eski tarihli hava fotoğrafı ile memleket haritaları ve dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritalarında incelenerek taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun kesin olarak belirlenmesi, ayrıca kadastro paftasında 169 numaralı parselin yakınında bulunan taşınmazların orman olarak bırakıldığının dikkate alınması…” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra çekişmeli taşınmazın orman olarak tescil harici bırakıldığı, orman kadastrosunun kesinleşme tarihine kadar zilyetliğin işlemeyeceği, orman tahdidinin kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı ile Hazine vekili tarafından Medenî Kanunun 713/6. maddesi gereğince yapılan karşı tescil talebine ilişkin temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 24.08.2006 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1975 yılında yapılmış ve ilân edilerek kesinleşmiştir
Mahkemece, bozma kararına uyularak işlem yapıldıktan sonra çekişmeli taşınmaza yönelik zilyetlik şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmüştür. Şöyle ki; kadastro müdürlüğünün cevabî yazısı ve çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait orijinal kadastro paftasından dava konusu taşınmazın kadastro harici bırakılma sebebi tespit edilememiştir. Dosya arasında hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli taşınmazın, 1960 ve 1990 basım yıllı memleket haritalarında açık renkli alanda, 1956 ve 1988 yılı hava fotoğraflarında orman örtüsü bulunmayan alanda kaldıkları, 24.08.2006 yılında ilân edilerek kesinleşen orman tahdidinin dışında olduğu belirlenerek hali hazır durumu ve evveliyatının orman sayılan yerlerden olmadığı ile fundalık ve makilik alanlardan olmadığı belirlenmiş, ziraat bilirkişi raporu ile de taşınmazın üzerinde 1 adet tek katlı ev, 1 adet inşaat halinde ev, 20-30 yaşlarında muhtelif cinste toplam 9 adet dikme meyve ağaçlarının olduğu tespit olunmuştur. Taşınmazın öncesinin ve evveliyatının orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 3402 sayılı Kanunun 14, 17 ve 18. maddeleri şartlarının davalı taşınmaz yönünden bulunmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek ve özel mülkiyet kurulabilecek yerlerden olduğu bilirkişi raporlarından anlaşıldığına göre mahkemece, davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: 1)Yukarıda açıklanan gerekçelerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda açıklanan gerekçelerle; davacı … Arslan’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 03.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.