Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6577 E. 2011/6298 K. 25.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6577
KARAR NO : 2011/6298
KARAR TARİHİ : 25.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacılar vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Kasabasında 4339,46 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre davacılar adlarına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 22.05.2009 tarihli raporda 3500.70 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden sonra 24.11.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1957 yılında kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu çalışmada çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun açıklanması üzerine davanın kabulüne karar verilmiş ise de delillerin takdirinde hata sözkonusudur. Şöyle ki;
Taşınmazın bulunduğu bölüme ait orjinal kadastro paftasında, çalılık ibaresi bulunmaktadır. Uzman bilirkişi taşınmazın olduğu yerin 1957 ve 1989 tarihli memleket haritasında açık alanda kaldığını açıklamışsa da her iki haritada taşınmazın bulunduğu yerde ibreli ağaç rumuzu bulunmakta, 1963 tarihli haritada taşınmazın etrafının koyu yeşil renkli ve “8-15 mt.” orman ağacı rumuzunun yazılı olması nedeniyle orman içi açıklık görünümünde olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki; 1989 tarihli haritada dahi orman ağacı rumuzu bulunduğuna ve taşınmazda eylemli olarak 6-7 yaşlarında dikme zeytin ağaçları olduğuna göre davacılar yararına zilyedlik şartlarının oluştuğundan da sözedilemez.
Bundan ayrı; 3402 sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihinden önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir
diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir.
1957 yılında yapılan tapulama sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazın bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin de tesbit dışı bırakıldığı, yörede 1988 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığı, yapılan uygulama ile belirlenmiştir. Ancak, arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri ve taşınmazın eski ve yeni tarihli memleket haritasındaki görünümü gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır.
H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
O halde; çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığı tarihe kadar orman niteliğindedir.Öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Orman kadastrosunun kesinleştiği 1988 yılı ile davanın açıldığı 2007 yılı arasında 20 yıllık zilyedlikle mülk edinme süresinin dolmadığı gözönünde bulundurularak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 25.05.2011 günü oybirliği ile karar verildi.