Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/7184 E. 2011/8746 K. 05.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7184
KARAR NO : 2011/8746
KARAR TARİHİ : 05.07.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 29.06.2009 günlü hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi Davacı … Unver ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, tayin olunan 05.07.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili Avukat … ile davalı Hazine vekili Avukat …geldi, diğer taraflardan Orman Yönetimi vekili Avukat … … geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü;

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 1.10.2002 gün ve 6443-7434 sayılı bozma kararında özetle; “Çekişmeli 101 ada 7 parselin tamamı ile 2 parselin (B) harfli kısmında gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile hüküm kurulmuşsa da, çekişmeli 2 parsel dayanağı 4889 nolu vergi kaydının gerçek kişiler arasında davaya konu olan 3 nolu parsel ile dava dışı 4 parsele de revizyon gördüğü, Sözü edilen vergi kaydının 2-3 ve 4 numaralı parsellere uyduğunun kabul edildiği, ne var ki, vergi kaydının 690 m2 miktarlı ve Batı ve güney sınırları “sırt”, kuzey sınırı “…” okuduğu, değişir sınırlı olduğu, 3402 sayılı Yasanın 20/C maddesine göre bu tür kayıtların yüzölçümüne göre kapsamının belirleneceği, kayıt miktarından fazla yer 4 nolu parselde gerçek kişiler adına tespit ve tescil edildiği, mahkemece taşınmaz başında 2. kez yapılan keşifte hazır bulunan jeolog bilirkişinin 2 nolu parselin tamamının kıyı kenar çizgisi içinde olduğunu bildirdiği, tarım bilirkişisi de … kumsalı olduğu yolunda rapor verdiği, bu halde, 101 ada 2 numaralı parselin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun düşünülemeyeceği, açıklanan nedenlerle 101 ada 2 nolu parselin tamamının 3402 sayılı Yasanın 16/B son maddesi gereğince … kumluğu olarak paftasında gösterilmesine karar verilmesi gerektiği, Öte yandan 101 ada 7 numaralı parsel yönünden yapılan orman araştırmasının hüküm kurmaya yeterli olmadığı, kadastro paftası ile orman tahdit haritasının ölçekleri eşitlenmediği, bilirkişilere mahkeme ve Yargıtay denetimine olanak verir rapor düzenlettirilmediği, Orman tahdit tutanakları eksiksiz olarak getirtildikten sonra, yeniden yapılacak keşifte, orman kadastro tutanakları ve haritası ile kadastro paftası yöntemince uygulanarak bilirkişilere uygulamayı detaylı olarak gösteren ayrı renk ve kalemlerle işaretli, orman tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi, yapılacak bu uygulama sonucunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde çekişmeli parselin asliye hukuk mahkemesindeki tescil davası nedeniyle malik hanesi
boş bırakılarak tutanağı düzenlenip kadastro mahkemesine aktarıldığı göz önünde bulundurularak taraf delilleri toplandıktan sonra 3402 sayılı Yasanın 30/2 maddesi gereğince mahkemece resen lüzum görülen diğer delilleri toplanması, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi ve süresi ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylem-olaylara dayandırıldığı ayrıntılarıyla sorularak 7 numaralı parselin gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi, Gerçek kişiler arasında uyuşmazlık konusu olan 101 ada 3 nolu parselle ilgili davalı …’ın temyiz itirazları yönünden, davalı … mirasçıları, çekişmeli 3 numaralı parselin (A) ile işaretli bölümünün kendi miras bırakanları …’ye ait olduğunu kanıtlayamadıkları, ancak, taşınmaz başında farklı zamanlarda yapılan keşiflerde davacı … … mirasçıları ile davalıların zilyetliğinde bulunan taşınmaz bölümlerinin yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilmişse de, bu keşiflerde hazır bulunan fen elemanlarınca düzenlenen raporlarda davacılar ile davalıların kullanımında olan bölümlerinin yüzölçümlerinin farklı hesaplandığı, 2 ve 7 numaralı parsellere ait davaların 3 numaralı parsele ait dava ile birleştirilmesinden önce 3 numaralı parsel hakkında yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar ortak sınır olarak bir taş duvardan söz ederek tarafların bu sınıra göre taşınmaza zilyet olduklarını açıkladıkları, bilirkişi ve tanıkların bu beyanlarına hangi nedenle değer verilmediğinin karar yerinde tartışılmadığı, O halde, yeniden yapılacak keşifte davacı ve davalı miras bırakanlarının ve kendilerinin kullanımında olan bölümler yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılarıyla ve maddi olaylara dayalı olarak sorulup, çelişkili beyanlar giderildikten sonra 3402 sayılı yasanın 32/3 maddesi uyarınca fen bilirkişisinden ifraz krokisi alınıp, deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir. Bozma karından sonra Orman yönetimi 26.,06.2009 tarihli dilekçesiyle taşımazların orman niteliğiyle Hazine aıdan tescil iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, katılan … Yönetiminin davasının KABULÜNE, diğer davaların REDDİNE, Muğla ili … köyü 101 ada 2, 3, 7 sayılı parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar…ve arkadaşları, …, … (Duruşma istemli), davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1966 yılında seri bazında yapılıp 11.10.1968 tarihinde ilan edilen ve 11.01.1969 tarihinde kesinleşen orman tahditi, 1981 yılında yapılıp 13.05.1982 tarihinde ilan edilerek itirazsız yerlerde 13.05.1983, itirazlı yerlerde orman kadastro komisyonunca yapılan inceleme ve verilen kararın 30.07.1982 tarihinde ilandan sonra 30.07.1983 tarihinde kesinleşmiş, sınırlandırması yapılan ormanların aplikasyonu ve 6831 sayılı Yasanın, 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması, 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Bozma Kararı gereğince yapılan araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman uzmanı, ziraat uzmanı, jeoloji uzmanı ve harita uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar, kroki ve haritalar ile çekişmeli parseller kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında bırakılsa da, üç taşınmazın etrafında bulunan dava dışı 1, 4 ve 5 sayılı parseller ile bir bütün olarak düşünüldüğünde etraflarının çepe çevre sınırlaması itirazsız kesinleşen devlet ormanı ile çevrili orman içi açıklığı olduğu, dava dışı aynı ada 1, 4 ve 5 sayılı parsellerin kadastro tesbitlerinin gerçek kişiler adına kesinleşmesinin çekişmeli parsellerin orman içi açılığı niteliğinde olduğu olgusunu değiştirmeyeceği, çekişmeli 101 ada 2 ve 3 sayılı parsellerin geçmişte tarımda kullanılmaya çalışılmışsa da imar ihya olgusu tamamlanmadığı, yoğun taşlı, tarım dışı arazi olduğu, 3 sayılı parselin %10-15 eğimli üzerinde 3 adet 55 yaşında deliceden aşılanmış zeytin ağacı olduğu, 101 ada 7 sayılı parselin ise %20-25 eğimli, üzerinde aşı yaşı bildirilmeyen 55 kök yaşında deliceden (yaban zeytini) aşılanmış zeytin ağaçları ile kaplı olduğu saptanarak, bilimsel ve teknik olarak ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P maddesi gereğince eğimi % 12’yi geçen yerler orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 1/J maddesinin karşı anlamı
gereğince orman sayılan yerlerden olduğu, Orman Yasasının 1. Maddesinin 2. fıkrasının İ bendi “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinlikler, özel yasası gereğince Devlet Ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 Sayılı Kanunda tasrih edilen yabani ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar”ın orman sayılmayacağı, kabul edilse de, çekişmeli taşınmazlara ait her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, 3573 Sayılı Yasa gereği tahsis de bulunmadığı,
6831 sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermediği, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmadığı, zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazların, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılacağından, 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içerip, amaç orman bütünlüğünü korumak olduğu, yasa koyucunun ayrı bir kavram oluşturup, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapadığı, dairemizin bu yoldaki kararlarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsendiği [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları], çekişmeli parselin bulunduğu yörede ilk orman kadastrosu 1966 yılında seri usulüne göre, her hangi bir köy yada belde sınırı esas alınmadan ve isimleri belirlenen orman bazında yapılıp 1969 yalında kesinleştiği, daha sonra 1981 ve 1991 yılında çalışan orman kadastro Komisyonlarınca, her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu yapılmayıp, sadece aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulaması yapıldığı, başka bir deyişle, bu güne kadar çekişmeli taşınmazların orman niteliğini belirleyen bir çalışma yapılmadığı, 02.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4999 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. Madde 1. fıkrası “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2’nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmünün getirildiği, bu hükümle daha önce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisini verdiği, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin (a) bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h Maddesinde “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar,”ın devlet ormanı olarak sınırlandırılacağının öngörüldüğü,
O halde, eğimi % 12’den fazla olan tamamen veya maki cinci ağaççıklarla kaplı, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan, çevresinde bulunan aynı karakterdeki devlet ormanının devamı niteliğindeki çekişmeli parsellerin, 6831 sayılı Yasanın 1. Maddesinin 2. fıkrasının (J) ve İ bendi ve 6831 Sayılı Yasanın 17. Maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olması nedeniyle bu tür yerlerin 05.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26 (a) ve (j) maddesi hükümlerine göre orman sınırı içine alınması gerektiği, çekişmeli parsel seri bazında yapılan ve 1969 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakılsa da, 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7/1 maddesi gereğince herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olması nedeniyle her zaman orman olarak
sınırlandırılabileceği, Dairenin 01.10.2002 gün ve 2002/6443-7434 sayılı kararı ile kesinleşen olguların, bozma karanında sonra 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi gereğince davaya katılan … Yönetimini bağlamayacağı gözetilerek, Orman Yönetiminin davasının kabulüne diğer davaların reddine, çekişmeli parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacılar …ve arkadaşları üzerinde bırakılmasına, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. Maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, davalılar … ve Bayri Evcan aleyhine avukatlık ücreti ve temyiz harcına hükmedilmesine yer olmadığına, Hazine harçtan bağışık olduğunda harca hükmetmeye yer olmadığına, Yargıtaydaki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine taktir edilen 825,00.-TL avukatlık ücretinin davacı gerçek kişilerden alınarak kendini avukat ile temsil ettiren davalı Hazineye verilmesine 05.07.2011 günü oybirliği ile karar verildi.