YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/554
KARAR NO : 2011/9893
KARAR TARİHİ : 14.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve katılan … Yönetimi ile davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11/12/2008 gün ve 2008/227-457 karar sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece dava ve temyize konu 132 ada 148 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşularının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, soruşturma ve uygulama yöntemine uygun olmadığı gibi hüküm vermeye de yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kuzey sınırında eylemli biçimde 198 parsel sayısı altında tesbit gören devlet ormanı bulunduğu halde çekişmeli taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu 132 ada 148 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosu ve orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bölgede ilk kez yapılan orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile 6831 sayılı orman kanununun 1744 sayılı kanunla değişik 2 ve aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin yapılıp, yapılmadığı orman idaresinden sorulup saptanmalı, yapılmış ise bu yönetimsel işlemlerle ilgili harita ve dayanağı belgeler kesinleşmiş iseler kesinleşme günlerini de gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, fen memuru ve uzman ormancı bilirkişi ile tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmalı, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede az yukarıda vurgulandığı gibi orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklikle ilgili olarak yetkili idari merciler tarafından yapılan orman sınırlandırması harita ve tutanağı ile sonradan orman sınırlarında yapılan değişikliklerle ilgili daha açık bir anlatımla 6831 sayılı orman kanunun 1744 sayılı kanunla değişik 2. aynı yasanın 2896, 3302, 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı haritalar ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, daha sonra yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi aracılığıyla haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın bölgede yapılan orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kalıp, kalmadığı kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının
kapsamında ve bu niteliği ile orman sayılan yerlerden iken 6831 sayılı orman kanununun 1744 sayılı Kanunla değişik 2 yada sözü edilen Yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı Kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı duraksamasız belirlenmeli, kuşkusuz, taşınmazın bulunduğu bölgede, orman sınırlandırması yapılmamış yada orman sınırlandırması yapıldığı halde bu yönetimsel işlemler kesinleşmemiş ise derdest bu davanın orman sınırlandırmasına itiraz niteliğinde olduğu gözönüne alınarak aynı doğrultudaki araştırmanın az yukarıda vurgulandığı gibi 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı düşünülmeli, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı saptandığı takdirde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen ve yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırması yapılmamış ise 6831 sayılı Orman Yasasının 1.maddesi hükmü eşliğinde orman idaresinden getirtilecek memleket haritası kontakt hava fotoğrafları ve amenajman haritaları uzman ormancı bilirkişi eliyle yerel bilirkişi aracılığıyla az yukarıda açıklanan yöntem ile yerine uygulanarak taşınmazın orman rejimi yönünden hukuki konumu belirlenmeli, ayrıca taşınmaz uzman ormancı bilirkişi hazır olduğu halde mahkemece görülüp gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın fiziksel yapısı ve meyil durumu, komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, dava konusu taşınmaz da toprak yada taş unsurundan hangisinin galip olduğu belirlenmeli, bu olgular keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, uzman ormancı bilirkişiden taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yada orman açıklığı niteliğinde olup olmadığını belirten ve gözlemi yansıtmaya elverişli ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın bu yollarla yapılan araştırma sonucunda orman sayılan yerlerden olduğu saptandığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, taşınmazın orman yada orman açıklığı olmadığı sonucuna varıldığı takdirde zilyetliğe ilişkin deliller değerlendirilmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği” gereğine değinilmiştir. Bozmadan sonra Orman Yönetimi 07/04/2009 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı Hazine ve katılan davacı … Yönetiminin açtıkları davanın reddine ve dava konusu Kahramanmaraş ili, … ilçesi … köyü, 132 ada 148 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve katılan davacı … Yönetimi tarafından esasa, davalı tarafından ise vekâlet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı Hazine ve katılan davacı … Yönetiminin;
Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Yasası´nın 31/3 maddesindeki ilkeler dikkate alınarak vekâlet ücreti takdir edildiğine göre davalı vekilinin;
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı onama harcının katılan davacı … Yönetimi ve davalıya ayrı ayrı yükletilmesine 14/09/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.