Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4482 E. 2011/8105 K. 27.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4482
KARAR NO : 2011/8105
KARAR TARİHİ : 27.06.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.07.2010 gün ve 2010/6657 – 10076 sayılı bozma kararında özetle; “1- Şöyle ki; davacılar; … 1324 tarih 1276 sıra numaralı iki dönüm iki evlek yüzölçümlü tapu kaydına tutunarak temyize konu davayı açmışlardır. Taşınmaz başında yapılan keşif, inceleme ve uygulama sonucu dayanak tapu kaydının çekişmeli yere uyduğu belirlenmiştir. Tapu kaydı değişir sınırlı olup 3402 sayılı Yasanın 20/C maddesi uyarınca miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmesi gerekir. Bu sebeple, fen bilirkişiden alınacak ek rapor ile tapu kaydının sabit sınırı olan … Sınırından yani 81 ve 82 parsellerin bulunduğu taraftan başlanarak tapu kaydının toplam miktarı olan 2.338 m2 (bir evlek 250 m2, bir dönüm 919 m2 üzerinden hesaplanmıştır) yer ifraz ettirilmeli ve davacılar adlarına tescil edilmelidir.
2- Çekişmeli taşınmazın geriye kalan bölümünün ise dosya kapsamından yörede 1974 yılında yapılan ilk genel arazi kadastrosu … Devlet Ormanı niteliğiyle tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla; arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama, 3402 sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir.
1974 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazın bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise tarım arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır. 1995 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazi orman tahdit hattı içine alınmış, davacılardan … Lafçı ve Yahya Kuru’nun; Hazine ve Orman Yönetimini taraf göstererek açtıkları dava sonucu Kütahya Kadastro Mahkemesinin 22.09.1999 gün 1999/22-54 sayılı kararıyla orman sınırları dışına çıkarılmış, temyiz üzerine Dairece onanarak 08.03.2000 tarihinde kesinleşmiş ise de orman kadastrosuna itiraz davası ile temyize konu davanın dava sebepleri farklı olduğundan H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi uyarınca kesin hükümden söz edilemez. Çekişmeli taşınmazın konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı tarih arasında 20 yıllık süre bulunmamaktadır. Bu durumda dayanak tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı (2.338 m2 yüzölçümlü bölümü) dışında kalan kesimleri üzerinde davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığından davacı gerçek kişilerin tapu kayıt miktar fazlasına ilişkin davalarının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu … köyü 123 ada 512 parselin tesbitinin iptaline, fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 2338,03 m2 bölümün davacılar adına, (B) ile gösterilen 5825,47 m2 bölümünün tesbit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 10.06.1996 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 27/06/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.