Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/14657 E. 2013/18717 K. 21.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14657
KARAR NO : 2013/18717
KARAR TARİHİ : 21.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, kesilen aylığının yeniden bağlanmasına, borçlu olmadığının tespitine, biriken aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının maaşını kesen Kurum işleminin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tespiti ve kesilen maaşın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile;
a- Davacının, boşandığı eşiyle birlikte yaşama durumunun Kurum tarafından tespit edildiği tarihten önceki dönemlere ilişkin Kuruma boçlu olmadığının tespitine ve yersiz ödemenin geri istenmesine ilişkin işlemin iptaline,
b-Ölüm aylığının yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıklarında ödenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Varılan bu sonuç, kesilen aylığın yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıklarında tahsili yönünden yerinde isede, yersiz ödemenin geri istenmesi yönünden hatalıdır.
Yersiz ödeme haline gelen aylıkların istirdadına ilişkin uyuşmazlık, 506 sayılı yasanın 121. maddesi ile 5510 sayılı Yasanın 96. maddelerinde düzenlenmiştir.
Konuya ilişkin ilk düzenleme (mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda yer almaktadır. Kanunun “Sigorta Yardımlarının Haczedilemeyeceği, Yanlış Ve Yersiz Ödemelerin Tahsili” başlıklı 121. maddesi, “Bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları ve bu Kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar dışında, haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez. (Ek fıkra: 29/07/2003-4958/47 madde) Ancak, yanlış ve yersiz ödendiği anlaşılan her türlü gelir, aylık ve sigorta yardımları 84. maddenin son fıkrası saklı kalmak kaydıyla, ilgililerin sonraki her çeşit istihkaklarından kesilmek suretiyle geri alınır. Kurumun genel hükümlere göre takip hakkı saklıdır” hükmünü içermektedir.
Diğer taraftan 01/10/2008 tarihinden yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 506 sayılı Kanunun anılan hükmü yürürlükten kaldırılmış ve konu 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinde düzenlenmiştir.
5510 sayılı Kanunun 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren “Yersiz Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96. Maddesinde de;”Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara, gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü yer almaktadır.
Bilinildiği üzere yasaların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucuda, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkileyemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak devam eden uyuşmazlıklar ile tanımlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural ” derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda yasaların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur.
Ne var ki, sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup, otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarının doğurur. Öte yandan, 5510 sayılı Kanun öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Kanunun 121. maddesinde yersiz ödemelerin kayıtsız şartsız iadesinin öngörüldüğü, yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamının farklı hukuki durumlara özgü olarak değişiklik göstermediği görülmektedir.
5510 sayılı Kanun ise 96. maddesiyle 506 sayılı Kanunda yer almayan yeni bir düzenleme getirmiş; sebepsiz zenginleşmenin sigortalı veya hak sahibinin kasıtlı veya kusurlu davranışı ile Kurumun hatalı işleminden kaynaklanması hallerine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarlarının belirlenmesini ayrı ayrı esaslara bağlamıştır.
Dolayısıyla, 5510 sayılı Kanun ile ödeme yükümünün kapsamı, sigortalının kasıt veya kusuruna veya Kurumun hatalı işlemine göre farklılaştırılarak kayıtsız şartsız iade öngören 121. madde hükmüne göre lehe bir düzenleme getirilmiştir.
Hal böyle olunca, sosyal güvenlik hukukunun yukarıda açıklanan niteliği karşısında sigortalı lehine düzenleme getiren 5510 sayılı Kanunun anılan hükmünün devam etmekte olan uyuşmazlıklarda uygulanması gerekmektedir.
Ayrıca, 5510 sayılı Kanunun geçici maddelerinde yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kuralda yer almamaktadır.
5510 sayılı Kanunun geçici maddelerinde önceki hükümlerden hangilerinin uygulanamayacağı belirtilmek suretiyle uygulama düzenlenmiş olup, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğine işaret eden herhangi bir kuralda bulunmadığından, Kanunun 96. maddesinin sigortalı yararına getirdiği bu yeni düzenlemenin Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklara uygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Yapılan açıklamalar ışığında sonuç itibariyle; kamusal niteliği gereği sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasaların yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurması; 5510 sayılı Kanun ile ödeme yükümünün kapsamının sigortalının kasıt veya kusuruna veya Kurumun hatalı işlemine göre farklılaştırılarak, kayıtsız şartsız iade öngören 121.madde hükmüne göre daha lehe bir düzenleme getirilmesi ve 5510 sayılı Kanunun geçici maddelerinde yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kuralında yer almaması karşısında yersiz ödemelerin iadesi talebine ilişkin devam etmekte olan uyuşmazlıkların çözümünde, 5510 sayılı Kanunun 96.maddesinin değerlendirilmesi ve uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacının 31/03/2009 tarihinde boşandığı, vefat eden babasından dolayı davacıya Nisan/2009 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlandığı, 07/12/2010 tarihli kontrol memuru raporunda yer alan, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşayarak Kurumdan haksız menfaat temin ettiği yönündeki tespit üzerine 21/01/2011 tarihinde aylığı kesilerek, Kurumca yapılan Nisan/2009-Ocak/2011 arası 13.261,70 TL ödeme borç olarak kaydedilmiştir. Mahkemece, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşama olgusu kabul edilmiş ve tespit tarihinden sonra yapılan ödemeler varsa tahsil edilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca bu durum davacı tarafındanda temyiz edilmemiştir. Dolayısıyla davacının ölüm aylığının yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıklarında ödenmesine ilişkin talebinin reddedilmesi yerinde ise de, kararın davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşama durumunun Kurumca tespit edildiği tarihten önceki dönemde davacıya yapılan yersiz ödemelerin Kurumca geri istenemeyeceğine yönelik kısmı hatalıdır. 5510 sayılı Yasa 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, yukarıda yapılan tüm açıklamaların ışığı altında, kamusal niteliği gereği sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasaların yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurması nedeniyle davacıya yapılan yersiz ödemelerin Kurum tarafından geri istenebilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.