Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/10124 E. 2013/18710 K. 21.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10124
KARAR NO : 2013/18710
KARAR TARİHİ : 21.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalılar … ve … … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 27.11.2000 tarihinde geçirdiği iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece,35.873,65TL maddi,3.000,00TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; 27.11.2000 tarihindeki zararlandırıcı olayın iş kazası olduğu, kaza nedeniyle davacı sigortalının %12.10 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı, iş kazasının oluşumunda %70 oranında davalılar,%30 oranında ise davacı kusurunun bulunduğu, dava dilekçesi ile talep olunan 7.000,00TL maddi tazminatın ilk olarak 27.10.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile 27.572,57TL ye artırıldığı,Dairemizin 25.09.2012 tarihli bozma kararı sonrasında maddi tazminat davası bakımından peşin harcı da yatırılmak suretiyle müddeabihin ikinci kez artırılarak 35.873,65TL ye yükseltildiği, Mahkemenin Dairemiz bozma kararı sonrasında artırılan bu miktara göre hüküm tesis ettiği,Mahkemece ikinci kez yapılan bu artırımın ıslah olarak değerlendirildiği anlaşılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır.
Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak,aynı yasanın 177. Maddesine göre ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılacağının düzenlemesi karşısın da Yargıtay’ın bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı ortadadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 4.2.1948 gün 1944/10 E. 1948/3 K. Sayılı kararı da bu yöndedir.
Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda;maddi tazminat davası bakımından Dairemizin 25.09.2012 tarihli bozma kararı sonrasında dava değerinin artırıldığı 13.02.2013 tarihli ıslah dilekcesine itibar edilerek hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Kaldı ki 13.02.2013 tarihli bu ıslah beyanı ile yatırılan peşin harcın yanında ayrıca başvuru harcının da yatırılmamış olunmasına göre bu dilekçenin ek dava olarak kabulü de mümkün değildir. Hal böyle olunca da maddi tazminat davası bakımından Bozma ilamı sonrasında yapılan ıslaha değer verilerek neticeye varılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; maddi tazminat davası bakımından Dairemiz bozma ilamı sonrasında yapılan 13.02.2013 tarihli ıslahın yok hükmünde olduğunun kabulüne göre delilleri bir arada değerlendirip neticesine göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalılar … ve … … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden … ve …’a iadesine, 21/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.