Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4720 E. 2011/5437 K. 03.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4720
KARAR NO : 2011/5437
KARAR TARİHİ : 03.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TAPU İPTAL TESCİL tescil davasının yapılan yargılaması sonunda davacı GERÇEK KİŞİNİN davasının reddi yolunda kurulan 24.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03/5/2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … ve diğerlerinin vekili A. … ile diğer taraftan Hazine vekili Av. …, Orman Yönetimi vekili Av. … …, … ve arkadaşları vekili Av. … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R

Ümraniye … 3156 parsel sayılı, 148623,47 m2 yüzölçümlü hali arazi niteliğindeki taşınmaz, 1996 yılında kadastro müdürlüğünce hazırlanan ifraz beyannamesinde teknik hata sonucu 1088 numaralı orman parselinden ifraz edilmiş gibi gösterilerek idari yoldan tapu kaydı oluşturulup, beyanlar hanesine 2/B madde şerhi de verilerek Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı gerçek kişiler 11.09.2006 tarihli dilekçeleriyle, taşınmazın dava dilekçesine ekli krokide (A) ile gösterilen 8000 m2 yüzölçümündeki bölümünün, orman tahdidi sınırları dışında bırakıldığı, 2/B’lik yerler ile ilgisinin olmadığı gibi Mayıs 1307 tarih ve 40 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, ilk malikinin … … … olduğu, kendilerini tapu maliki mirasçılarından bu yeri haricen satın aldıkları tapu kaydını iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Katılanlar …, … ise 14.05.2010 tarihli dilekçeleriyle, dava konusu taşınmazın kendileri tarafından 06.04.1999 tarihinde Üsküdar asliye hukuk mahkemesine açılan 1999/256 esasa kayıt edilen davanın konusu olduğu, bu taşınmazın murisleri olan … …’ten kaldığı, en az 60-70 yıldır tapu maliki mirasçılarının zilyetliklerinde iken bu yerin asçılardan satın aldıkları en az 20 yıldır kendilerin zilyetliğinde olduğu, adlarına tapuya tescili istemiyle açtıkları davanın kabulüne ilişkin Mahkeme kararının Yargıtay 20. Hukuk Dairesince bozulduktan sonra 2009/328 esas numarası aldığı ve mahkemece önceki kararda direnildiği, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesi istemiyle davaya katılmışlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1990 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Çekişmeli taşınmaz 1996 yılında Hazine adına tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarını uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli taşınmaz bölümün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı saptanmışsa da, Davacı gerçek kişiler ve katılan gerçek kişilerin tutunduğu bu tapu kaydının Mart 1290 Y. tarih 40 numarada yüzölçümünün de 40 dönüm ve sınırları Frenk, dere ve tarik, cinsi de çalılık olarak … oğlu … adına Hakk-ı Karar yoluyla oluşturulmasından sonra, nısıf payının satılarak Ağustos 1298 tarih 6 numarada … … adına tescil edilip, nısıf payının da “tebdilen” ilk malik … … oğlu … adına Ağustos 1298 tarih
7 numarada, yine miktarı ilk tesisindeki gibi yüzölçümü 40 dönüm, sınırları kısmen değiştirilerek, … tarlası ve dere ve sahibi senet ve tarik olarak tescil edildiği, daha sonra Ağustos 1298 tarih 6 ve 7 numaralı kayıtlarda nısıf pay ve 40 dönüm yüzölçümlü, çalılık cinsli taşınmazda 1/2’şer pay sahibi olan … … ile … … oğlu …’in aralarında yaptıkları paylaşım sonucu … … oğlu … verilen yerin sınırları, … tarlası ve … … çalılığı ve tarlası ve dere, miktarı da 120 dönüm olarak Mayıs 1307 tarih 38 numarada tescil edildiği, … … … verilen yerin sınırları, … tarlası ve dere ve sahibi senet çalılığı ve tarlası ve … … Çalılığı, miktarı 120 dönüm olarak Mayıs 1307 tarih 39 numarada tescil edildiği, böylece Mart 1290 tarih 40 numaralı tesisinde 40 dönüm yüzölçümünde olan kaydın Mayıs 1307 tarih 38 ve 39 numaralarda paylaşım sonucu tescil edilirken yüzölçümünün 120’şerden 240 dönüme çıkartıldığı, ancak yerel tapu idaresinden gönderilen kayıtlarda bu kayıtların düşünceler sütununa “hükümsüzdür” şerhinin konulduğu, paylaşımda … … adına Mayıs 1307 tarih 39 noda tescil edilen kaydın 1/3 payının … …’in torunu … kızı … üzerine intikal ettirilerek Haziran 1945 tarih 48 noda … … adına tescil edildiği, diğer 2/3 payın intikal görmeyerek … …’in üzerinde kaldığı ve bu yerde yapılan kadastro sırasında sözü edilen tapu kaydının 46.062 m2 yüzölçümlü 32 sayılı parsele revizyon gördüğü, Mayıs 1307 tarih 38 noda … … oğlu … adına ifrazen 120 dönüm olarak tescil edilen ancak yerel tapuda “hükümsüz” olduğu yazılı olan kaydın Mayıs 1307 tarih 40 numarada Fransa Tebasından … …’ye satıldığı, bu kişinin de Nisan 1308 tarih 182 noda … … … … …’ya, onun da … kardeşi … Bey’e satması üzerine Temmuz 1317 tarih 194 noda … Bey adına tescil edildiği,
Davacıların dayandığı Mayıs 1307 tarih 39 nolu kayıt ile bunun 1/3 payının gittisi olan Haziran 1945 tarih 48 nolu kayıtların dava konusu taşınmazın kuzeyinde komşu 46.062 m2 yüzölçümündeki 32 sayılı parsele uygulanarak … … mirasçıları … … ve arkadaşları ile … …’in mirasçıları Durmuş Toplusoy ve arkadaşları adına tespit tutanağının düzenlendiği Orman Genel Müdürlüğünün, Tapulama Mahkemesinden tesbit malikleri aleyhine açtığı dava sonucu Orman Yüksek Mühendisi … … ve Kadastro Mühendisi … Öztorun tarafından 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu verilen 18.04.1978 günlü rapor ve eki haritada gösterilen ve 32 sayılı parselin güney bölümünde kalan 6800 m2 bölümün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalması nedeniyle mahkemenin 12.11.1979 gün ve 1979/32-58 sayılı kararı ile 32 sayılı parselden ifraz edilerek bu bölümün” 766 Sayılı Yasanın 46/son maddesi gereğince kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanın siciline kaydına, kalan 39.262 m2’lik bölümün de … … mirasçıları Durmuş Toplusoy ve arkadaşları adlarına tesciline karar verildiği ve kararın kesinleşmesi üzerine temyize konu taşınmaza kuzey ve doğu yönde komşu olan 6800 m2’lik bölümün 32 sayılı parselden ifraz edilerek 11.03.1981 gün 820 no ile tapuda tescil işleminin yapıldığı, orman olarak ifraz edilen bölüme daha sonra 3264 parsel numarasının verildiği, davacıların dayandığı çalılık cinsli tapu kaydının tesisinde 40 dönüm olan yüzölçümünün iki parçaya ifrazı sırasında dayanağı olmadan nedensiz olarak 120’şerden 240 dönüme çıkartılarak tescil edilmesinin davalı Hazine ve Orman Yönetimini bağlamayacağı bir yana, yerel tapu idaresinin de her biri 120 dönüm olan Mayıs 1307 tarih 38 ve 39 sayılı tapu kayıtlarının “hükümsüz” olduğu konusunda da kayıtların düşünceler hanesine şerh konulduğu, davacıların dayandığı tapu kaydının dava dışı 32 sayılı parsele uygulandığı ve bu parselin temyize konu taşınmaza komşu olan bölümünün kesinleşen orman sınır içinde kalması nedeniyle tapulama mahkemesinin 1979/32-58 sayılı kararı ile hükmen ifraz edilip kesinmeşmiş olduğundan, sözü edilen mahkeme kararının ve kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulamasının halefiyet yoluyla davacıları bağlayacağı ve davacılar yönünden kesin hüküm olmasa dahi güçlü delil oluşturacağı,
Davacıların çekişmeli yerleri dayanak tapu kaydının maliklerinden haricen satın aldıklarını iddia ettikleri, ancak bu yönde belge veya senet vermedikleri, Dairede temyiz incelemesi yapılan ve 3156 sayılı parselin başka bölümlerini dava edildiği Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 2002/299 (Dairenin 2008/14463) sayılı dosyasında davacılar, … … ve arkadaşları, dava konusu ettikleri bölümleri Süleyman Bayar isimli kişiden satın aldıklarına dair adi satış senedini dava
dilekçesine ekleyerek ve bu senetlere tutunarak dava açtıkları, aynı mahkemenin 2006/9 esasında(2008/16960 esasında) yine davacıların tapu maliklerinden haricen satın almaya dayandıkları, taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların, davacıların çekişmeli yeri Mayıs 1307 tarih 39 sayılı tapu maliki … …’in mirasçılarından satın aldıklarını bildirdikleri,
Yine Dairede daha önce temyiz incelemesi yapılan 3156 parselin başka bölümlerinin dava konusu edildiği Asliye (1.) Hukuk Mahkemesinin 2002/300 (Dairenin 2008/14464) sayılı dosyasında davacılardan … … ve arkadaşları dava ettikleri taşınmazları … … isimli kişiden, davacı Adil Kapucu ise dava ettiği yeri …’den satın aldıklarına dair adi satış senetlerine tutunarak dava açtıkları, yine taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların, davacıların çekişmeli yeri … …’den satın aldıklarını bildirmeleri üzerine davacılar vekili keşiften sonra müvekkillerinin davaya konu yerleri Mayıs 307 D. 38 ve 39 sıra nolu tapu kayıtlarının maliklerinden haricen satın aldıklarını iddia etmiştir. Bu denli birbiriyle çelişik ve tutarsız iddialar karşısında 3156 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açan kişilerin dava konusu yerleri sözü edilen tapu kaydının maliklerinden satın aldıkları kabul edilemeyeceği gibi, kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresine ulaşan nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyetlerinin dahi bulunmadığı sonucuna varıldığı, . 2002/299 ve 2002/300 sayılı davalarda davaya konu edilen yerlerin harici parselasyona tabi tutularak bir çok kişiye haricen satıldığı ve bu kişilerden bir kısmının bu bölümlerle ilgili olarak açtıkları tescil ve tapu iptali ve tescil davalarının tümünün ret edilip kesinleştiği, mahkemenin 2006/9 (… ve arkadaşları tarafından tapu maliklerinden satın almaya ve zilyetliğe dayalı olarak, 3156 parselin bir bölümünün adlarına tescili istemiyle açtıkları davanın kabulüne ilişin Yerel Mahkemenin 2009/9 esasına kayıtlı (Dairenin 05.02.2009 gün ve 2008/16960- 1538 sayılı kararına Yerel mahkemenin direnmesine ilişkin Yerel Mahkemenin 07.07.2009 günlü ve 2009/328 -321 sayılı kararının, dairenin bozma kararındaki gerekçelerle Yargıtay Hukuk Genel Kururlunun 10.02.2010 gün ve 2009/20-552 -61 sayılı kararı ile bozulduğu anlaşılmaktadır.) dosyası içinde bulunan dosyaların incelenmesinden anlaşıldığı,
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 4785 sayılı Yasının yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılmıştır. Bilirkişi kurulundan alınan ve çekişmeli taşınmazın 1957 ve daha sonraki tarihli memleket haritalarında bulunduğu yer gösterildiği, bu haritaların incelenmesinde dava konusu edilen yerlerin büyük bölümünün yüksek eğimli çalılık rumuzlu yeşil alanda olduğunun görüldüğü, Davacıların kazandırıcı zamanaşımı süresine ulaşan zilyetlikleri bulunmadığı gibi yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların dayandığı çalılık nitelikli tapu kaydının yüzölçümündeki artışın hukuki dayanağının bulunmadığı ve kaydın doğru temele dayanmaması nedeniyle ilk oluşturulduğu sıradaki 40 dönüm (36.760 m2) olarak değerlendirilmesi gerekeceği ve temel tapu kaydının da miktarından fazla olarak 32 sayılı parsele uygulanıp bu parselin kaydın miktarından da fazla olarak 39.262 m2 yüzölçümü ile davacıların halefleri adına hükmen kesinleştiği, 32 sayılı parsele ait tapulama mahkemesi dosyasında orman kadastro haritasının uygulamasına ilişkin işlemlerin davacıları bağlayacağı ve davacılar ve aleyhine kesin hüküm olmasa bile güçlü delil oluşturacağı, kayıt fazlasını oluşturan çekişmeli bölüm, eski tarihli memleket haritasında açık alan olarak bile görülse, bu taşınmazın tapu kaydını tesis tarihinden sonra memleket haritasının düzenlendiği tarihe kadar sınırdaki ormandan açılarak kazanılmaya çalışıldığının kabulünün zorunlu olduğu, bu tür yerlerin zilyetlikle de edinilemeyeceği gözetilerek gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı
gerçek kişilerin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 825.00.-TL’şer avukatlık ücretinin davacı gerçek kişilerden alınarak duruşmada kendini vekille temsil ettiren Hazine, Orman Yönetimi ve katılan gerçek kişilerden ayrı ayrı verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişilere yükletilmesine 03/05/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.