YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12389
KARAR NO : 2011/10898
KARAR TARİHİ : 03.10.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.03.2009 gün ve 2009/1242-3839 sayılı bozma kararında özetle: “Aynı gün ve daha önce Dairede temyiz incelemesi yapılan, birbirine bitişik ya da yakın komşu olan ve tümü 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman arazisi olarak sınırlandırılan taşınmaza komşu bulunan, dava konusu parsellerin bir kısmı vergi kayıtlarına, bir kısmı hem vergi kaydı hem sınırı yazılı olmayan vergi beyannamesine, bir kısmı da belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı kişiler adına tesbit edildiği, Hazine tarafından bu parsellerin tümü hakkında aynı iddia ile dava açıldığı, bir kısım parsellere uygulanan 1936 tarihli vergi kayıtlarının orman tahdit yönünü orman, çalılık, taşlık gibi değişebilir sınırlar okuduğu, mahkemece vergi kayıtlarının yüzölçümüne değer verilerek kayıt fazlasının ormandan açıldığı gerekçesiyle Hazine adına, kayıt miktarının da davalı kişiler adına tesciline karar verildiği, 1936 tarihli vergi kayıtları ile sınırları yazılı olmayan ancak yüzölçümü belirtilen 1977-1981 yıllarına ait emlak beyanname kayıtları uygulanan parsellere ait dava dosyalarında daha fazla yüzölçümlü emlak beyan kayıtlarına değer verilerek hüküm kurulduğu, tüm dosyalarda birbirine yakın olan parsellerde ormancı bilirkişiler tarafından düzenlenen ve kesinleşen orman kadastro haritaları ile kadastro paftalarının irtibatlı olmadığı, dava konusu taşınmazlar ormana bitişik olduğu halde eski ve yeni tarihli memleket haritaları ile hava fotoğrafları uygulanıp bu belgelerde dava konusu parselin konumunun ve niteliğinin gösterilmediği, zilyetlik konusunda beyanda bulunan bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun bu resmi belgelerle denetlenmediği, kayıt miktar fazlası bulunan parsellerin bazılarında kayıt miktar fazlasının tarla niteliği ile bazılarında eylemli durum gözönünde bulundurulup meşelik ya da ham toprak niteliği ile tescil edildiği, çekişmeli taşınmazlara komşu veya yakın komşu parsellerin bir kısmının da çamlık niteliği ile Hazine adına tespit gördüğü, Hazine davasının kısmen kabul edildiği, dosyalarda kişilerin bir temyizinin bulunmadığı, Hazine davasının tamamen ya da kısmen ret edilen dosyaların tümümün Hazine tarafından temyiz edildiği, bu nedenlerle Hazine davasının kısmen kabulüne karar verilen ve davalı kişilerce temyiz edilmeyen bölümler yönünden Hazine yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu, ne var ki Hazine davasının kısmen ya da tamamen reddine karar verilen dosyalarda yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüyle 101 ada 353 sayılı parselin (B) ile gösterilen 1309 m2’lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına, (A) ile gösterilen 39872 m2’lik kısmının davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede tespit tarihinden önce 1990 yılında yapılan ve 14.12.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dava konusu taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalılar adına tespit edilmiş, davalılar yargılama sırasında 310 ve 311 nolu vergi kayıtlarına dayanmıştır ve dayanılan vergi kayıtları toplamı 60 ar (6000 m2) yüzölçümündedir ve keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi vergi kayıtlarının davalı taşınmaza uyduğunu bildirmiş olduğu gibi mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda da çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 39872 m2’lik kısmının orman sayılmayan, (B) ile gösterilen 1309 m2’lik kısmının orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiştir. Çekişmeli taşınmazın sınırlarında eylemli orman alanı bulunmakta olup vergi kayıt miktar fazlasının taşınmazın sınırlarında bulunan orman parselinden açıldığının ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle; dava keşif sırasında dinlenen bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenen ve (A) ile gösterilen kısım içinde kalan (gerçek kişiler adına tespit görerek kadastro tespiti itirazsız kesinleşen 101 ada 354 parsel sabit sınır kabul edilerek) vergi kayıt miktarı (6000 m2) kadar yerin davacı … adına miktar fazlasının ormandan açıldığı kabul edilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.