YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1263
KARAR NO : 2011/5828
KARAR TARİHİ : 09.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Mahallesinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulü ile fen bilirkişi raporunda (A)=26,400 m2 ve (C)=1242 m2 yüzölçümündeki taşınmazların … … mirasçıları adlarına tapuya tesciline dair verilen karar davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.12.2008 gün 2008/13822-19050 sayılı kararı ile “…Mahkemece çekişmeli taşınmazın (A) ve (C) bölümleri üzerinde davacı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek taşınmazın davacı gerçek kişiler adına tesciline karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazların 1961 yılında yapılan kadastro sırasında hangi nedenle tapulama harici bırakıldığı araştırılmadığı gibi, dosyaya getirtilen memleket haritasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapraklı ve ibreli ağaç sembolü bulunduğu, ziraat uzmanı raporunda taşınmazın sınırında çalılık olduğundan sözedildiği ve fen bilirkişi raporunda da komşu taşınmaz fidanlık olarak gösterildiği halde bu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı ve taşınmazın orman niteliği orman bilirkişi aracılığıyla yaptırılmamış, ilgisi nedeniyle Orman Yönetimi davaya dahil edilerek taraf oluşturulmamıştır.” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE ve dava konusu fen bilirkişi raporunda (A) işaretli 24600,45 m² ve (C) işaretli 1242,06 m² yüzölçümlü taşınmazların … … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1961 yılında yapılmış ve çekişmeli taşınmaz tapulama harici bırakılmıştır.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma kararında dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları getirtilip taşınmazlara uygulanmamış, taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amaca uygun olup olmadığı yönünde taşınmaz başında taraf tanıkları ve yerel bilirkişilerin dinlenmesi, il, ilçe ve kasabaların nazım veya uygulama imar planlarının kapsadığı alanlarda kalıp kalmadığının saptanması, taşınmazların çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulması gerektiği belirtildiği halde mahkemece bu hususlar
araştırılmamış, açılan davanın Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın tapu siciline kaydı amacıyla açılan tescil davası olduğu, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tescil davalarında husumetin, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi ile birlikte taşınmaz köy sınırları içerisinde ise Köy Tüzel Kişiliğine, belediye sınırları içerisinde ise ilgili belediye başkanlığına yöneltilmesi gerektiği, taşınmazların Çankırı İli Merkez İlçesi … Mahallesinde bulunması nedeniyle davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin yanında ilgisi olduğu halde Belediye Başkanlığına husumet yöneltilerek taraf teşkili sağlanmamıştır.
Bu nedenle, öncelikle Belediye Başkanlığına husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili sağlanmalı, nazım veya uygulama imar planlarının kapsadığı alanlarda kalıp kalmadığı araştırılmalı, dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş Orijinal renkli memleket haritaları ilgili yerlerden getirtilip önceki bilirkişiler dışında bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,
Somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak ayrıca; keşif sırasında taşınmazların çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Ayrıca, dava konusu (C) işaretli 1242,06 m² yüzölçümlü bölümüne ilişkin davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetlik şartlarının gerçekleştiği nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan ziraat bilirkişisi Necla Çevrük 24.06.2010 tarihli raporunda, çekişmeli bölümün çok uzun yıllardır ekilip biçilmediğini, üzerinde tarımsal faaliyete rastlanılmadığını, çalılık ve yabancı otların bulunduğunu ve hali arazi özelliğinde olduğunu belirttiğine göre, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde belirtilen kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetlik şartlarının davacılar yararına gerçekleşmediğinin kabulü zorunlu olup bu bölümüne ilişkin açılan davanın reddi gerekirken kabulü yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile dava konusu (A) ve (C) işaretli bölümlere yönelik olarak hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 09/05/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.