Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/1767 E. 2011/2285 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1767
KARAR NO : 2011/2285
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 264 ada 4 parsel sayılı 2128.48 m2, 236 ada 4 parsel sayılı 9664.57 m2, 170 ada 6 parsel sayılı 1425.59 m2 ve 170 ada 4 parsel sayılı 938.72 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tarla niteliğinde belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tespit edilmiştir. Orman Yönetimi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmış, Hazine Orman Yönetimi yanında davaya katılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 264 ada 4, 336 ada 4 ve 170 ada 4 parsellerin tamamı ile 170 ada 6 parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretli 200.43 m2’lik bölümünün tespitlerinin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmış, çekişmeli yerler orman sınırları dışındı bırakılmıştır.
1- İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece 264 ada 4, 336 ada 4 ve 170 ada 4 parsellerle ilgili davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mahkeme kararında tespitin iptali değil, tespit tutanağının iptaline karar verilmiş olması doğru değilse de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan
“264 ada 4, 336 ada 4 ve 170 ada 4 parsellerle ilgili davanın kabulüne, taşınmazların tespit tutanağının iptali ile orman vasfında Hazine adına tesciline” cümlesi kaldırılarak, bunun yerine, “ 264 ada 4, 336 ada 4 ve 170 ada 4 parsellerle ilgili davanın kabulüne, tespitin iptali ile bu parsellerin orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece çekişmeli 170 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Dosya arasında bulunan tarım bilirkişi raporundan taşınmaz üzerinde 4- 5 adet kavak ile birer adet gürgen ve karaçam ağacının bulunduğu, başka ağaç ve ağaççığın yer almadığı, toprağının ise 10- 15 seneden beri sürülüp ekilmediği bu nedenle doğal çayır otları ile kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Bu hali ile taşınmazda ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin varlığından söz edilemeyeceği gibi bir an için bu tür bir zilyetliğin bulunduğu düşünülse dahi bunun terk edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak dosya içeriğinden çekişmeli yerin 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesinde düzenlenen orman içi açıklığı niteliği taşıyıp taşımadığı anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın içinde yer aldığı 101 ada 1 numaralı orman parselinin tamamını gösterir paftanın orijinalinden kopya edilmiş bir örneğinin dosyaya getirtilmesi, daha sonra çekişmeli yere komşu olup 101 ada 1 numaralı orman parseli ile çevrelenen tüm komşu parseller belirlenip bunlara ait;
** kesinleşme şerhi de bulunan tutanak örneklerinin,
**varsa dayanak tapu ve vergi kayıtlarının,
**itirazlı olmaları halinde ilgili dava dosyalarının da dosyaya getirtilmesi, bu belgeler denetlenip toplam yüzölçümlerinin 3 hektarı geçip geçmediği belirlenerek davaya konu taşınmazın orman içi açıklığı olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20 – 665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek yapılacak araştırmadan sonra çekişmeli taşınmazın orman içi açıklığı niteliği taşıdığının belirlenmesi halinde orman niteliği ile, taşımadığının belirlenmesi halinde ise ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin bulunmadığı, zilyetliğin terk edilmiş olduğu, ayrıca (B) harfli bölümle ilgili hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği düşünülerek kalan bölümünün hali hazır niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir.
Değinilen yönler göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; 264 ada 4, 336 ada 4 ve 170 ada 4 parsellerle ilgili hükmün düzeltilerek ONANMASINA,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin 170 ada 6 parselle ilgili temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/03/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.