YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16633
KARAR NO : 2011/2365
KARAR TARİHİ : 09.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Köyü 89 parsel sayılı 6000,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 1995 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kısmen kaldığını ve istemin kesinleştiğini belirterek davalı adına olan tapu kaydının orman kadastro sınırları içinde kalan bölümünün iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12. Maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin 25/02/2009 gün ve 5841 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinin 3.fıkrasına eklenen hüküm ile devlet veya diğer kamu tüzel kişilerin dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanacağı düzenlemesi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1995 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 1981 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve tescil edilmiştir.
1) Orman Yönetiminin temyiz itirazı yönünden; Orman Yönetimi 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi gereğince harcını vererek davaya katılmamıştır. Orman Yönetiminin yargılaması devam eden davaya orman savı ile her zaman katılma olasılığı vardır. Bu aşamada Orman Yönetimi davada taraf değildir. Taraf olmayanda hükmü temyiz edemeyeceğinden, Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Her ne kadar yerel mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki (Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.) hükmüne, 25.02.2009 gün ve 5841 Sayılı Çeşitli Yasalarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasanın 2’nci maddesi ile 21.06.1987 gün ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin üçüncü Fıkrasına eklenen “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.”hükmü uyarınca, davaya konu taşınmaza ait kadastro tespitinin kesinleştiği 1981 yılından, davanın açıldığı 03/08/2009 tarihine kadar 10 yıllık süre geçirildikten sonra dava açıldığından, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; dava, çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra, yörede 1995 yılında yapılarak 23/05/1995 tarihinde ilan edilen ormanların kadastrosu çalışması ile orman sınırı içine alınan ve bilirkişi raporuna göre taşınmazın krokide (A) ile gösterilen bölümünün özel mülke konu olamayacağı iddiasına dayalı, tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemine ilişkindir. Davacı Hazine tarafından 1981 yılında yapılan genel arazi kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten önceki nedenlere değil, 1995 yılında yapılan orman kadastrosu ile oluşan sonraki nedene dayanıldığından, yasalarımızda, tutanakların kesinleştiği tarihten sonraki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağına dair her hangi bir hak düşürücü süre, yada başka bir yasaklayıcı hüküm bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, orman kadastrosuna itiraza ilişkin davanın kesinleşmesi sonucunda, çekişmeli taşınmaz hakkındaki kesinleşen orman sınırına göre çözüleceğine göre, somut olayda 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma olanağı bulunmamaktadır. O halde, mahkemece çekişmeli taşınmazın 1995 yılında yapılan orman kadastrosu ile kesinleşmiş tahdit içinde kalan bölümü yönünden 10 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin dava açma engeli bulunmadığı gözetilerek işin esası incelenerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1 numaralı bentde açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
2) 2 numaralı bentde açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 09/03/2011 günü oybirliği ile karar verildi.