YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11084
KARAR NO : 2013/17831
KARAR TARİHİ : 03.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 05/08/1996-31/11/2000 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 5/8/1996-31/11/2000 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya ait işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içerisinde verildiğine dair dosyada kayıt ve belge bulunmadığı,davalıların murisi adına tescilli olan 55376,66878 ve 53196 sicil numaralı üç adet işyeri bulunduğu,bu işyerlerinin kanun kapsamından çıkarılarak iz işlemi yapılmış olduğundan, dönemlere ilişkin bordroların kurumca gönderilemediği, davalıların murislerine ait olduğu anlaşılan 39164 sicil nolu işyerinde davacının 1.12.2000-2004/1.dönem arası sigortalı çalışmalarının bulunduğu,bu işyerinden verilen 2000 yılı Aralık ayı ücret bordrosunda davacının ,davacı tanığı … adlı kişilerin yer aldığı, anılan işyerine ait dönem bordrolarının kurumdan celbedilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan bordro veya kayıtlı komşu işyeri çalışanı olup olmadığı tespit edilemeyen tanık beyanına dayalı olarak eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp, işyerine ait dönem bordroları getirtilerek davacı ile aynı dönemde çalışmış işverenin kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tespit edip beyanlarına başvurmak, aynı dönemde çalışan bordro tanığı bulunmadığı taktirde, ilgili … İl Müdürlüğünden ve Belediye Başkanlığından gerekirse zabıta marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahiplerinin hem ilgili Kurumlar nezdindeki kayıtları üzerinde hem de mahallinde titizlikle araştırılıp tespit edilerek, tespiti istenen dönemde kurum müfettişlerince denetim yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılarak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasa’nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden İşverenlere yükletilmesine,
3/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.