YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11851
KARAR NO : 2013/17946
KARAR TARİHİ : 03.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/10/1997 – 05/05/2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının davalı işyerinde 1.10.1997-5.5.2006 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen çalışmalarının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, istem gibi davanın kabulüne karar verilmişse de eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı tarafından düzenlenmiş işe giriş bildirgesi bulunmadığı ve Kuruma bildirilen hizmetlerinin bulunmadığı, davacının çalıştığını iddia ettiği iş yerinin gazino olduğu ve bu tür işyerlerinde çalışanlarının isimlerinin emniyete bildirilmesinin zorunlu olduğu, emniyet kayıtlarının getirildiği ancak davacının ismine rastlanılmadığı, kayıtlarda ismi geçen kişilerin tanık olarak dinlenildiği ancak davacının uzunca bir süre bu işyerinde çalıştığını iddia etmesine rağmen emniyet kayıtlarında isminin yer almama nedeninin araştırılmadığı, davalı işveren …’ın işyerini 2003 tarihinde diğer davalı …’a devrettiğini belirtmişse de, devre ilişkin belgelerin dosya arasına alınmadığı anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yeterince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemin tamamını kapsar şekilde bordro tanıkları araştırılıp dinlenmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan, davalı işveren …’ın işyerini 2003 tarihinde diğer davalı …’a devrettiğini belirtmişse de, bu hususta yeterli araştırmanın yapılmadığı, işyerinin devri halinde davanın işverenlere karşı birlikte görülmesi mümkün olmadığından, bu husus irdelenmeksizin sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; mahkemece nizalı döneme ait dönem bordroları davalı Kurumdan celp edip, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışmış bordro tanıklarını tespit ederek dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, … ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışmanın geçtiği bu tür işyerlerinde emniyet tarafından verilen izin olmaksızın çalışma mümkün olmadığından, kayıtlarda ismi geçen tanıkların beyanına başvurularak davacının isminin resmi kayıtlarda geçmemesinin haklı nedeninin olup olmadığını tespit etmek, haklı nedenin olmaması halinde resmi kayıtlar karşısında tanık beyanlarına itibar edilmeyip, haklı nedenin varlığı halinde ise bordro tanıkları da dinlenerek davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra ve işverenler arasındaki hukuki ve fiili bağlantı ortaya konulduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.