YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8371
KARAR NO : 2011/9728
KARAR TARİHİ : 13.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.03.2004 gün ve 2003/10682-1699 sayılı bozma kararında özetle; “Bilirkişi raporunun ve araştırmanın yetersiz olduğu, mahkemece elle boyama olmayan orijinal renkli memleket haritası ve amenajman planı getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumunun saptanması, tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı bulunmadığı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, kesinleşmemiş tahdit söz konusu olduğuna göre, uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi, açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılan veya 2/B sahası olduğu saptanan kısımlarına ilişkin olarak mahkemece tescil hükmü oluşturulması, orman sayılan yerlerden olmadığı belirlenen kısımlar için ise, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması, bu cümleden olarak, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığının belirlenmesi, komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının getirtilip uygulanarak, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması, varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmesi, tespit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmesi, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarının belirlenmesi, Yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığının saptanması,” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma sonunda bu kez davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli Hisareyn köyü 920 sayılı parselin, fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 18.09.2006 tarihli ek raporda 920/B ile gösterilen 8740 m2 bölümün 2/B madde gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, aynı krokide 920/A ile gösterilen 15040 m2 yüzölçümündeki bölümün ise …mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve tüm dosya içeriğine göre dava, arazi kadastrosu ve orman kadastrosuna itiraz davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1958 yılında arazi kadastrosu yapılmış, dava konusu parsel tutanağı ile birlikte 64 adet tutanağın kadastro mahkemesine gönderildiği ve bu parsellerin tapu kaydından halen itirazlı olarak gözüktüklerinin anlaşılması üzerine 920 parselin kadastro tutanağı tekrar tanzim edilmiş ve gerekli ilanlar yapılmıştır.
1993 yılında yörede orman kadastrosu ve 2/B uygulaması yapılmış, tutanaklar 13.10.1995 tarihinde ilan edilmiş ve davacı gerçek kişiler 12.02.1996 tarihinde Hisareyn köyü 920 sayılı parselin orman sayılan yerlerden olmadığı halde 7000 m2 bölümünün orman sınırları içinde bırakıldığı, bir bölümünün ise 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yasal olmayan bu işlemin iptali iddiasıyla eldeki bu davayı açmıştır.
Mahkemece bozma kararı gereği yapılan araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin eski tarihli memleket haritasında açık alan olarak nitelendiği, orman kadastrosunun kesinleşmediği, eylemli olarak (A) bölümünün orman sayılan yerlerden olmadığı, (B) bölümünün ise eylemli orman alanı olduğunun belirlendiği gerekçesiyle gerçek kişinin (B) bölümüne ilişkin davasının reddine, (A) bölümüne ilişkin davasının ise kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki; çekişmeli Hisareyn köyü 920 sayılı parselin … adına tesbitine karşı Hazine tarafından bu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman olarak tescili istemiyle dava açıldığı, parsel üç yönden orman ile çevrili olduğu halde, ziraat vekaletinin 30.01.1960 gün ve 5877-12/19-4154 sayılı yazısıyla 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince parselin orman sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, parselin tesbitinin iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 19.02.1960 gün ve 1959/241-63 sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşti ise parselin tapudan terkin edilip edilmediği, kesinleşmedi ise nedeni araştırılmamış, bu kararın kesinleşmesi halinde tarafları için kesin hüküm oluşturacağı gözetilmemiş, kabule göre çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden olmadığı belirlenen bölümünün civardaki yüzölçümü küçük bir kısım parseller ile bir bütün olarak düşünüldüğünde etrafı orman ile çevrili orman içi açıklığı olup olmadığı araştırılmamıştır.
Diğer taraftan, çekişmeli parselin eski tarihli memleket haritasındaki konumu, pafta ile ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle saptanmamış, bu yönden bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiş, mevcut dava nedeniyle çekişmeli parselde yapılan 2/B uygulamasının kesinleşmediği, krokisinde (B) ile gösterilen bölümünün orman niteliğini yitirmediği, eylemli orman olduğu gözetilmemiştir.
O halde öncelikle, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 19.02.1960 gün ve 1959/241-63 sayılı kararın ilişkin dava dosyası aslı, dosya aslı bulunamıyorsa, mahkeme karar kartonu, karar defteri ve esas defteri dahil mahkemenin arşiv ve kayıtları, orman kadastro dosyası ve orman kadastro komisyonu kayıtları araştırılıp incelenerek, kararın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşti ise tarihi, kesinleşmedi ise nedeni araştırılarak, kesinleşmiş ise kesinleştirme şerhli karar sureti getirtilmeli, H.Y.U.Y.’sının 237. ve 3402 sayılı Yasanın 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluşturacağı gözetilerek davanın tamamen reddine karar verilmelidir.
Yapılan araştırma sonunda Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin sözü edilen kararının kesinleşmediğinin belirlenmesi halinde; bu kez Mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın ve çevresinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman
olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden ya da orman içi açıklığı olup olmadığı, orman niteliğini yitirip yitirmediği tereddüte yır bırakmaycak biçimde belirlenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde, çekişmeli parselin (B) bölümünün Hazine adına tesciline ilişkin kararın davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmediğinden onlar yönünden kesinleştiği de gözetilerek bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yönetimlerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 13.09.2011 günü oybirliği ile karar verildi.