Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/16360 E. 2011/2539 K. 10.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16360
KARAR NO : 2011/2539
KARAR TARİHİ : 10.03.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine, davalı … vekili ve katılan … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin26/01/2009 gün 2008/18006-915 sayılı bozma kararında özetle: “109 ada 33 parsel …, …, … ve … adına tespit edildiği halde tespit malikleri …, … ve … davaya dahil edilmemiş ve davada taraf sıfatı almamış; 109 ada 33 ve 101 ada 23 parsel sayılı taşınmazlara komşu olan taşınmazların kadastro tutanak suretleri getirtilmediği gibi taşınmazların öncesini gösteren resmi belgelere dayanmaksızın, salt keşif günündeki bulgulara göre düzenlenen bilirkişi raporları uyuşmazlığın çözümünde yeterli değildir. Taşınmazların orman olup olmadığı ve hukuki durumu öncesi itibariyle araştırılmalıdır. Mahkemece, öncelikle 109 ada 33 ve 101 ada 23 numaralı parselleri tüm komşu parselleri ile gösterir kadastro paftası getirtilerek taşınmazlara komşu olan parsellerin numaraları tespit edilmeli ve tüm komşu parsellerin kadastro tespit tutanak süretleri ile varsa dayanak tapu ve vergi kayıtları getirtilmeli ;109 ada 33 parselin tespit malikleri …, … ve … davaya dahil edilmeli ve eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; çekişmeli taşınmazların bir bütün olarak düşünüldüğünde 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2. maddeleri karşısındaki durumu araştırılmalıdır. Açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılmalı ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmelidir) gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne çekişmeli 101 ada 23 ve 104 ada 36 parselin kadastro tespitinin iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 104 ada 34 ve 109 ada 33 parsel içerisinde kalan ve bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen bölümlerin kadastro tespitlerinin iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfiyle gösterilen bölümlerinin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine, davalı … vekili ve katılan … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
1) Davacı Hazinenin çekişmeli taşınmazlara yönelik olarak açtığı davada, Orman Yönetimi 28/05/2009 tarihli dilekçe ile müdahale isteminde bulunmuş ancak müdahale harcı yatırılmamıştır. Orman yönetiminin davaya usulüne uygun müdahalesi bulunmamaktadır. Bu nedenle:Orman Yönetimini temyiz dilekçesinin REDDİNE, istek halinde peşin harcının Orman Yönetimine iadesine,
2) Davacı Hazinenin ve davalı … vekilinin temyiz itirazların gelince; dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 5, 6 ve 8. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 10/03/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.