Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/10052 E. 2010/5696 K. 10.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10052
KARAR NO : 2010/5696
KARAR TARİHİ : 10.05.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili müvekkilinin 1998 yılında çekmiş olduğu krediye davalı ile dava dışı …’ın kefil olduklarını, müvekkilinin kredi borcunu ödeyemediğini, bu borcun kefiller tarafından ödenmesi nedeniyle ödenen 800.00 YTL’ye karşılık davacıdan 1.500 YTL istediklerini ve tehdit ile açık senet aldıklarını, davacının talep edilen 1.500 YTL’yi de ödeyemediğini, davalının kötüniyetle almış olduğu boş bonoyu doldurup takibe geçtiğini belirterek müvekkilinin takip konusu bono ile borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin 2000 yılında Ziraat Bankasından 4500 TL tüketici kredisi kullandığını, davacı ile aralarındaki dostluğa istinaden, aldığı bu kredinin 2.320 YTL’sini davacıya verdiğini, müvekkilinin kullanmış olduğu kredinin zamanında ödendiğini ancak, davacının bu krediden kendisine verilen 2.320 YTL’yi ödemediğini, bu borcun faiziyle birlikte 15.000 TL olduğunun ilgili bankadan öğrenildiğini, bu durumun davacıya iletilmesi üzerine davacının dava konusu senedi verdiğini, senet bedelinin de ödenmemesi üzerine takip yapıldığını, davacının takipte borcu kabul ettiğini, ispat külfetinin davacı yanda olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve Ziraat Bankası … Şube Müdürlüğünün cevabi yazısından zirai kredi takip borcunun 13.516.52 TL olduğunun anlaşıldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 13.516.52 TL’lik talebe yönelik davanın reddine, 1.483.48 TL yönünden davanın kabulü ile davacının bu miktar kadar borcunun bulunmadığının tespitine ve takibin iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından dava konusu bononun davacıdan tehditle alınmış olduğu iddiası usulüne uygun delillerle kanıtlanamamıştır.
Davaya konu olan senedin miktar hanesinin boş olduğu ve bunun davalı tarafından doldurulduğu çekişmesizdir.
Davacı, bu senedin 1998 senesinde kendi adına Ziraat Bankasından kullandırılan krediye karşılık verildiğini belirtmiş, davalı ise bu senedin aynı bankadan kendisinin kullandığı ve bu krediden davacıya ödediği 2.320 TL’lık kısmına ilişkin olduğunu belirtmiştir.Bu durum karşısında mahkemece, bankadan, 1998-2000 yıllarında çekilen krediye ilişkin bilgi ve belgelerin celbedilerek bunların ödenip ödenmediği, ödenmişse, kimin tarafından ödendiği, ödenmemiş ise senedin tanzim tarihi itibariyle bu kredilerin ayrı ayrı ulaştıkları miktarların tespiti gerekir.Ayrıca 2000 yılında davalı tarafından çekildiği belirtilen krediden ötürü davacıya para verilip verilmediği, verilmiş ise verilen paranın senedin tanzim tarihi itibariyle ulaştığı miktar tespit edilip bu konuda davacının da isticvabı yapılarak, gerektiğinde bu konuda bilirkişi raporu da alındıktan sonra uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA,peşin harcın istek halinde iadesine, 10.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.