YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3142
KARAR NO : 2011/6541
KARAR TARİHİ : 30.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.06.2008 gün ve 2008/6083 – 8322 sayılı bozma kararında özetle; “1) Davacı …’nun temyizi yönünden; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve özellikle keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda (Al) ve (B1) ile işaretli taşınmazların eylemli biçimde orman olduğu saptandığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Orman Yönetiminin temyiz incelemesine gelince; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Dava orman kadastrosuna itiraz olarak açılmış, yargılama sırasında yapılan genel kadastroda dava konusu taşınmazlar … Devlet Ormanı içinde gösterilmiştir. Bu nedenle, fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro pafta örneği getirtilerek taşınmazlar hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, düzenlenmişse kadastro tutanağı aslı getirtilip dava dosyası ile birleştirilmeli, ormanların mülkiyeti Hazineye, intifa hakkı Orman Yönetimine ait olduğundan öncelikle Hazine davaya dahil edilerek husumet yayınlaştırılıp davada taraf oluşturulmalıdır.
6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde “orman kadastro komisyonlarınca sınırlama ve 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin altı aylık askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde itiraz edebilecekleri” hükmü bulunduğu, yasa metninde yazılı “hak sahibi” ya da “sahiplik” kavramının orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve bu davada uygulanması gereken 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 20/j ve 21. maddeleri ile dava sırasında 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/j ve 24. maddesinde belirtildiği, herhangi bir belgeye dayanmayan ya da orman kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı koşulları taşımayan davacı zilyediğinin korunmaya değer ve yasada öngörülen “hak sahibi” olmaya ve dolayısıyla davacı kişiye orman kadastrosuna itiraz davası açma konusunda aktif davacı olma sıfatı vermeyeceği öncelikle düşünülerek buna göre inceleme ve araştırma yapılmalı, fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftası yerine uygulanarak bu paftanın düzenlendiği tarihte davacının zilyediğini gösterir tasarruf çizgileri bulunup bulunmadığı
belirlenmeli, davacının kullanımı bulunmuyorsa bu resmi belge karşısında başka bir araştırmaya gerek kalmadan davacının “hak sahibi” olmadığı, dolayısıyla aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmeli, davanın esasının incelenmesine karar verilmesi halinde mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine apıike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda belirtilen araştırmalar sonucunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi ya da orman olmamakla birlikte zilyedikle kazanılacak yerlerden olmadığının ve davacının hak sahibi (orman kadastrosunun yapıldığı güne kadar 20 yıllık çekişme siz-aralıksız malik gibi zilyediğin bulunmaması) olmadığının belirlenmesi halinde davanın reddine, orman olmadığı ve arazi kadastro tespit tutanağının düzenlenmiş olması halinde zilyetlikle kazanılacak yerlerden olduğunun anlaşılması durumunda 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı koşulların davacı yararına oluşması halinde davanın kabulüne ve taşınmazın orman sınırı dışına çıkartılmasına karar verilerek yüzölçüm hanesi ve maliki boş olması gereken … Devlet Ormanına ait ada parsel numarası belirlenerek bu parsel hakkında sicil oluşturulmalı, dava konusu olmadığı anlaşılan 123 ada 5 sayılı parsel hakkında kadastro işlemlerinin olağan yöntemle tamamlanması için kadastro tutanak ve eklerinin kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmelidir.
Taşınmazlar hakkında genel arazi kadastrosu sırasında kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği, ancak 3402 sayılı Yasanın 22/5. maddesi gereğince kütüğe aktarılmak amacıyla ada ve parsel numarası verildiğinin anlaşılması halinde tescil konusunda istek bulunmadığı gibi, bu konuda istek bulunsa dahi tespit tutanağı düzenlenmeyen yerler hakkında Kadastro Mahkemesi görevli olmayıp, genel mahkemenin görevli olduğu düşünülerek sadece orman kadastrosuna itiraz konusunda karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu fen bilirkişi krokisinde (A2) ile gösterilen 3296,66 m2, (A3)=2008,50 m2, (B2)=6679,64 m2 ile gösterilen taşınmazların
orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmakla, bu kısma yönelik davanın reddine, (A1) ve (B1) ile gösterilen bölümler yönünden temyiz itirazları reddedilerek önceki hüküm kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, evvelce dosyamız arasına alınan 20.11.2008 tarihli ara kararı ile 123 ada 5 parsele ilişkin tutanak aslı iade edildiğinden bu konuda yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 24.04.2006 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 30/05/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.