Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/3306 E. 2011/6607 K. 01.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3306
KARAR NO : 2011/6607
KARAR TARİHİ : 01.06.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 19/11/2007 gün ve 2007/12040-14690 sayılı bozma kararında özetle: “İncelenen dosya kapsamına, toplanan kanıtlara göre çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 91634 m2 yüzölçümündeki bölümünün 3116 sayılı Yasaya göre 1944 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içinde bulunduğu anlaşıldığına göre, Hazinenin bu bölüme yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Orman Yönetiminin çekişmeli taşınmazın (M) ile gösterilen 1591773 m2 yüzölçümündeki bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince, Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu yapılmış olup çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 91634 m2’lik kısmının kesinleşin orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu sabittir. Kural olarak, tahdidin kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir ise de; bu sınırlandırmada 4785 sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Zira, 3116 sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup, bu yasaya göre, 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. Bu nedenle, taşınmazın kalan kısmının orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi için eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları amenajman planının mahallinde uygulanarak taşınmazın bu belgelerdeki konumunun belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Davacının davasının kabulü ile daha önce mahkemece 1998/16 esas ve 2006/2 karar sayılı ilamı ile Yüksekköy köyü, Erezköy mevkiinde yer alan 126 ada 100 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi kurulunun 18/04/2006 tarihli rapor ve bundan sonra verdikleri ek raporlarındaki ekli krokilerde M harfi ile mera olarak gösterilen alanlar dışında kalan ve kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan koordinat çizelgesinde noktaları ve yüzölçümleri belirtilen (A) harfi ile gösterilen 91634 m2’lik bölümün tespiti iptal edilerek, en son parsel numarası verilerek orman niteliğinde … adına tapuya tesciline karar verildiğinden ve verilen hüküm Yargıtay incelemesinden geçtiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, Dava ve bozma konusu olan çekişmeli taşınmazın 1591773 m2’lik bölümünde yapılan tespitin iptali ile bilirkişi kurulunun 27/10/2009 tarihli raporunda kırmızı renk ile (M) hafi ile gösterilen taşınmazın yine 1591773 m2’lik bölümünde yapılan tespitin iptali ile en son parsel numarası verilerek orman niteliğinde … adına tesciline, karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde önce tesbit tarihinden 1944 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; karar tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine hükmolunan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kaldırılarak hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün fıkrasının 2 nolu bendinin 2, 3, 4 ve 5. paragrafları kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 01/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.