YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5126
KARAR NO : 2012/7751
KARAR TARİHİ : 22.05.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 30/06/2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … ve ark. vekili … tarafından istenilmekle, tayin olunan 22/05/2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Orman Yönetimi vekili Av. … … ….. vekili, Av. ….. vekili … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü …. yanı mevkii 324 ada 4 ve 5 parsel sayı 493,34 m2 ve 1017, 63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle, öncesinde dava dışı 324 ada 1, 2, 3, 6, 7, 8 ve 9 sayı parseller ile bir bütün halinde … oğlu … …’in zilyetliğindeyken 1983 yılında ölümü ve mirasçılarının taksimi ile 4 sayı parselin …, 5 sayı parselin ise … Uysala düştüğü, onlarında bu yerlerini …’a sattığı, halen bu kişinin zilyetliğinde olduğu, 4 sayı parselin hemen Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/60 esasına kayıtlı dava dosyasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiş, 5 sayı parsel ise … Bulut adına tesbit edilmiştir.
Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/117 esasına kayıtlı dosyada; … tarafından davalı sıfatıyla Hazine, Orman Yönetimi, … köyü tüzel kişiliği ve … aleyhine, … köyünde sınırlarını bildirdiği 1000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın adına tescili istemiyle açtığı davanın kabulüne ilişkin 31.01.2003 gün ve 2001/465-44 sayı kararı, davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2003 gün ve 2003/6114-6965 sayı kararı ile, tescili istenen taşınmazın sınırında karayolu bulunduğu halde, davanın Karayolları Genel Müdürlüğüne yaygınlaştırılmaması nedeniyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuştur. Bu arada, … ….. mirasçıları …. ve paydaşları tarafından davalı Hazine, Orman Yönetimi ve köy tüzel kişiliği ile …’u taraf göstererek, davaya konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63,64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları tescil davası da bu dava ile birleştirildikten sonra görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Davacılar … ve … davalılar Sıdıka …, …, … köyü tüzel kişiliği, Hazine, Orman Yönetimi ve … aleyhine 30.03.1989 tarihinde, mevkiini ve sınırlarını bildirdiği üç parça taşınmazın ortak murisleri … …’den kaldığı, taksim ile kendilerine düştüğü, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğu, adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. ……..çocukları …, ….. … …, … …, … Şerefli mirasçıları ve mirasçılarından …, …, … mirasçıları terekesi mümessili … tarafından davalı Hazine ve köy tüzel kişiliği ve … ve … taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63,64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları davalar birleştirilip, …..’nin davasının açılmamış sayılmasına karar verildikten sonra, 3402 sayı Yasanın 27. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Sözü edilen bu dava nedeniyle 324 ada 5 sayı parselin malik hanesinin de açık bırakıldığı kabul edilmelidir.
Mahkemece …’un davasının KABULÜNE, diğer davacıların davalarının REDDİNE, çekişmeli 324 ada 4 sayı parselin bina ve bahçesi olarak, 324 ada 4 sayı parselin de bina ve bahçesi olarak davcı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm müteriz davacılar … ve arkadaşları vekili, …, Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayı Yasa ile değişik 6831 sayı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ilâ 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayı yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Bir kısım davacılar vekili Avukat … tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028-926 sayı veraset ilamından, davacılardan …’nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak geride eşi Hazzı kızı 1941 doğumlu …..ile çocukları … ve …’ın kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, … … adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 sayı kararında da değinildiği gibi, … … öldüğü tarih de yürürlükte bulunan 1086 sayı HUMK’nun 73. maddesinde Kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceğini öngörmüştür. Buna göre; mahkemece davacı …’nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününde haberdar edilip, kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayar,
Öte yandan H.M.K. 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince tarafların, dava ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sonar ermektedir. 1086 sayı Hukuk Yargılama Usul Yasasının 41. maddesi ve 6100 sayılı yeni HMK nın 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle hakim davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece re’sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece re’sen gözetilmesi gereklidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke olmayıp, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan …….inin öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; müteriz davacılar … ve arkadaşları vekili, …, Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının yatıranlara iadesine, bozma nedenine göre Yargıtayda yapılan duruşma nedeniyle taraflar yararına ve aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 22 /05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.