Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18808 E. 2010/1176 K. 04.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18808
KARAR NO : 2010/1176
KARAR TARİHİ : 04.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı … Birliktü, 07.07.2008 tarihli dilekçeyle, … İlçesi … Köyü … mevkii 170 sayılı parselin içindeki40740 m2 yüzölçümündeki bölümü 1985 yılında imar ihya ederek tarım alanı haline getirip, nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet ettiğini, adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece … köyü 170 sayılı parselin dava dışı 3. kişiler adına tapuda kayıtlı olduğunu, tapula taşınmazın tapuya tescili için Hazine aleyhine dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış, genel arazi kadastrosu 1963 yılında yapılmış, 170 parsel sayılı 40740 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Nisan 1950 tarih 51 ve Şubat 1942 tarih 10 sıra numaralı tapu kayıtlarıyla, Ziya ve … adına 27.07.1962 tarihinde tesbit edilmiş, 19.10.1966-18.11.1966 tariihde ilan edilmiş, tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, 19.11.1966 tarihnde tapuya kayıt edilmiş, Ziya payı mirasçıları … ve arkadaşları adına kayıt edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davanın gerçek kişiler adına kayıtlı … köyü 170 sayılı parsel için açılmadığı, bu parselin ortasında yer alan ve parsel dışında bulunan, tapulamada çalılık olarak tapulama dışı bırakılan bölümün imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tescili istemiyle dava açıldığı, bu tür yerler için açılan davaların Hazine ve ilgili tüzel kişilik aleyhine açılabileceği, davalı sıfatının tam olduğu gözetilerek, davacının sav ve delilleri ile davalı tarafın savunma ve delillerinin sorulup toplanarak, oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, davanın husumetten reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 04/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.