Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/12716 E. 2011/14086 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12716
KARAR NO : 2011/14086
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Müdürlüğüne vekaleten Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile değişik 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında … mahallesi 27969 ada 3 parsel sayılı 406,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı ve … oğlu … …’nin kullanımında olduğu, üzerindeki evin kendisine ait olduğu ve … oğlu … …’in zilyetliğinde olduğu beyanlar hanesine şerh edilerek Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı … …, taşınmazın kendisinin zilyetliğinde olduğunun tespiti istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli … mahallesi 27969 ada 9 sayılı parselin Maliye Hazinesi adına tespitine, dava konusu parselin … oğlu … …’nin kullanımında olduğunun ve üzerindeki evin kendisine ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, … ‘in zilyetliğinde olduğuna ilişkin şerhin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı … Müdürlüğüne vekaleten Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen EK 4/1 madde gereğince “ 6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil…” edilir.
Kadastro tesbitine itiraz davalarında davalı sıfatı tesbit malikiyle birlikte var ise beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi yada kişilere aittir. HGK.2010/7-70-86 sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK. 179/1.maddesi gereğince dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gereklidir. Bu bildirim esnasında yapılan yanlışlıklardan bazıları, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi, davalının temsilcisinde yanılmış olması halinde olduğu gibi olanak dahilindedir. Somut olayda, Kadastro Müdürlüğü’nün davalı gösterilmesinin ve hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmanın temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Davacı, tutanağın beyanlar hanesindeki zilyetliğe ilişkin şerhin düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır. Çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesinde zilyet olarak gösterilen kişiler ile tespit maliki arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davanın tesbit maliki Hazineye ve beyanlar hanesinde zilyet olarak gösterilen kişilere yöneltilmesi gerekirken, dava dilekçesinde sadece kadastro müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin kadastro müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece kadastro müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez.
Bununla beraber, her ne kadar mahkemece tutanağın beyanlar hanesinde zilyet olduğu belirtilen … oğlu … ’in bulunamadığından bahisle davanın … ’e teşmiline gerek görülmediği belirtilmiş ise de, bu konuda yapılan araştırma yeterli değildir. Tutanağın edinme sebebi bölümünde, taşınmazın 504 numaralı kadastro parseli iken 21 nolu Orman Kadastro Komisyonu’nca orman sınırlarına çıkarıldığı, 504 numaralı kadastro parselinin tapu kaydının beyanlar sütununda … oğlu … ’in zilyetliğinde olduğunun belirtildiği, kullanım kadastrosu sonucu oluşan taşınmazlara da aynı şerhin yazıldığı belirtilmiştir. Şu halde, 504 numaralı kadastro parselinin tapu kaydı getirtilmeli, … …’in açık kimlik bilgileri ve tebligata elverişli açık adresi ilgili tapu sicil müdürlüğü, nüfus müdürlüğü ve kolluk kuvvetleri marifetiyle araştırılmalı, … ’in bulunması halinde; davacı yana davanın tespit malliki Hazineye ve … …’e yönlendirilmesi için olanak verilmeli,davanın yaygınlaştırılması halinde davaya devam edilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeden yargılama devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca, … … aleyhine dava açıldığı halde, karar başlığında davalı olarak …’ın yazılması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … müdürlüğüne vekaleten Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesin yer olmadığına 06.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi