YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13330
KARAR NO : 2013/3933
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2002 yılında yapılıp 09.06.2003 – 10.07.2003 tarihleri arasında ilân edilen genel arazi kadastro çalışmalarında malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tesbiti yapılan Tepeköy Köyü 121 ada 13, 135 ada 4, 174 ada 4, 187 ada 1, 190 ada 104, 195 ada 65, 312, 325, 347, 350, 389, 390 ve 482, 199 ada 2 ve 200 ada 22 parsel sayılı taşınmazlar, 1996 tarih B021TKG100002 – 23013/19 – 5169 sayılı yazısından anlaşılacağı üzere, 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 44. maddesinde tanınan süreler içinde mal varlıklarını belirten beyanname vermedikleri gerekçesiyle malik tayin edilmeden tesbitin yapılması gerektiği belirtilerek “süresinde beyannameleri verilmediğinden malik haneleri açık bırakılmıştır” şerhi ile tesbit ve tescil edilmişlerdir.
Davacı … Ortadoks Kilisesi Vakfı vekili 10.05.2010 havale tarihli dava dilekçesi ile, taşınmazlara malik tayini yapılmamasına neden olan 2762 sayılı Kanunun 1. maddesinde 4711 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu cemaat vakıflarına taşınmaz edinme hakkının tanındığını, 2762 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 5737 sayılı Kanun ile de cemaat vakıflarının olağanüstü zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme yolu ile mal edinmelerinin mümkün hale geldiğini ve Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2003/9255 – 9750 ve 2004/10504 – 11241 sayılı kararları ile de cemaat vakıflarının zilyetlikle mal edinilebileceğinin kabul edildiğini, 27.04.2010 tarihinde askıya çıkan son kadastro çalışmalarında da davacı vakfa ait taşınmazların davacı adına tesbitinin yapıldığını, çekişmeli taşınmazlar ile ilgili olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne 4771, 4778 ve 5737 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi uyarınca başvurulduğunu, ancak; idari kararla mülkiyet iddialarının kanıtlanmasının mümkün olmayacağını, ayrıca, başvurularının Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce reddedildiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı – Türkiye davasında sözleşmenin 1 nolu protokolünün 1. maddesi gereğince değerlendirme yaptığını açıklayarak zilyetlikle kazanım şartlarının davacı vakıf yararına oluştuğu iddiasıyla malik tayini yapılmayan çekişmeli taşınmazların davacı vakıf adına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmıştır.
Davalı … vekili, Vakıflar Kanununun 44. maddesi uyarınca süresinde vakfiye veya vakfiye yerine geçen 1936 tarihli beyanname verilmediği, başkasına ait bir malın ele geçirilerek hayır işlenemeyeceği, vakıf yöneticilerinin vakfa ait olmayan bir taşınmazı kullanmalarının malik sıfatıyla olmayacağı, sadece vakfedilen taşınmazları yönetmekle yükümlü oldukları, vakfeden kişi veya kişilerin gerçek arzularına aykırı işlem yapılmasının vakıf yararına sonuç çıkarılmasını sağlamayacağı, cemaat vakıflarının zilyetlikle mal edinmelerinin mümkün bulunmadığı, Lozan Antlaşmasında cemaat vakıflarının zilyetlikle mal edinebileceklerine ilişkin açık veya kapalı bir hüküm bulunmadığı yönündeki savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yargılama sırasında davacı vekili, 195 ada 350 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporlarında (A) ile işaretli tarım arazisi dışında kalan bölümüne ilişkin davasından feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, tüm davalar birleştirildikten sonra, 2762 sayılı Kanunun 4771 ve 4778 sayılı kanunlar ile değişik hükümleri ve 5737 sayılı Kanun hükümleri gereğince cemaat vakıflarının, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın dini, hayri, sosyal, eğitimsel, sıhhi ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilecekleri ve edindikleri mallar üzeride tasarrufta bulunabilecekleri, bu kanunî değişiklikler sonucu cemaat vakıflarının, zilyetlikle taşınmaz edinmeleri konusunda kısıtlayıcı bir düzenleme bulunmadığı ve davacı vakıf yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle çekişmeli 195 ada 350 sayılı parselin orman bilirkişisinin 26.07.2011 tarihli raporunda (A) ile gösterilen 2905,747 m² yüzölçümlü bölümü ile 121 ada 13, 135 ada 4, 174 ada 4, 187 ada 1, 190 ada 104,195 ada 65, 312, 325, 347, 389, 390 ve 482, 199 ada 2 ve 200 ada 22 parsel sayılı taşınmazların davacı … Evangalismos Rum Ortadoks Kilisesi vakfı adına tapuya kayıt ve tesciline, 195 ada 350 sayılı parselin diğer bölümlerine ilişkin davanın vazgeçme nedeniyle reddine, dava konusu 121 ada 13, 135 ada 4, 174 ada 4, 195 ada 65, 482, 199 ada 2, 200 ada 22 ve 187 ada 1 parsel sayılı taşınmazların korunması gerekli kültür varlığı olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, genel arazi kadastrosunda malik belirlemesi yapılmadan tapu siciline tescil edilen taşınmazlarda malik tesbiti ve tescili davasıdır.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu …da 1967 yılında seri usûlde yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, kazandırıcı zamanaşımı koşullarının davacı … Rum Ortadoks Kilisesi Vakfı yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde seri usûlde orman kadastrosu yapıldığından yeterli ve usulünce orman araştırması yapılmamış, komşu taşınmazların dayanak belgeleri getirtilip uygulanmamış, taşınmazların üzerinde bulunan ağaçların yaşı, aşılama olup olmadıkları, aşı yaşları, kapalılık durumları, dağılımları ile taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim tarafından ne şekilde kullanıldığı ve zilyetliğin davacı vakfa nasıl geçtiği belirlenmemiştir.
Seri usûlde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanlarının orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikte taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası, hava fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir.
Bu nedenle eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, komşu parsellerin dayanağı tapu ve vergi kayıtları ilgili yerlerden getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304
sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli tüm taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte aynı haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazların kültür arazisi olup olmadığı, bitki örtüsü, kullanım durumu, üzerindeki ağaçların aşılı olup olmadığı, aşılı iseler aşı yaşları, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, davacı tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin kim tarafından ne zaman başlatıldığı, davacı vakfa kimden ve nasıl geçtiği, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalı ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.