YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18601
KARAR NO : 2022/13585
KARAR TARİHİ : 12.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesislere zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Sanıklar … ile …’in baba oğul, sanık … ve katılan …’in ise kardeş olup, sanıklar ile katılan arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, tüm aşamalarda üzerlerine atılı suçu kabul etmeyen sanıkların katılanın su kaynağının üzerine toprak dökmek suretiyle zarar verdiklerine dair evvelce aralarında husumet bulunan katılanın doğrudan görgüye dayalı olmayan beyanı dışında delil bulunmadığı, dosya kapsamında dinlenen tüm tanıkların görgüye dayalı bilgileri olmadığının anlaşılması karşısında; sanıkların isnat olunan suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, olayda şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği şeklindeki genel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek beraatleri yerine sanıklar hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
2-Katılan ve sanık …’in kardeş oldukları, ceza sorumluluğunu etkileyen şahsi sebepleri düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 167/2. maddesine göre, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşe karşı mala zarar verme suçunun takibinin TCK’nın 152/1-d maddesi söz konusu olsa dahi şikayete bağlı olduğu ve uzlaşma kapsamına girdiği değerlendirilerek yapılan incelemede;
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 152/1, 167/2. maddelerinde tanımı yapılan mala zarar verme suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …, sanık … müdafii ile katılan … ve vekilinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğname gerekçesine kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 12.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.